Türkiye’nin ilk büyük ölçekli deniz üstü (offshore) rüzgâr enerjisi yarışması için 1 GW kapasite tahsisi planlanırken, yeni yatırımlar sigorta sektöründe de önemli bir pazarın kapısını araladı. Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit çevresinin potansiyel proje bölgeleri arasında öne çıkarken, enerji, mühendislik ve denizcilik risklerini bir araya getiren offshore projeler için uluslararası sigorta ve reasürans kapasitesi önem kazandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 22 Haziran 2026’da görüşe açtığı YEKA DÜRES-2026 Şartname Taslağı, Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi yatırımları açısından önemli bir adım oldu. Ancak bu yatırımların hayata geçirilmesi yalnızca yeni enerji kapasitesi oluşturulmasını değil, projelerin inşaatından işletmesine kadar uzanan süreçte kapsamlı risk yönetimini de gerektiriyor. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği (SBD) Yönetim Kurulu Üyesi Cem Çolak, offshore projelerde yatırımcılar, mühendislik, tedarik ve inşaat yüklenicileri, türbin üreticileri, brokerler, sigortacılar ve reasürörler arasındaki risk dağılımının erken aşamada doğru oluşturulması gerektiğini belirtti.
İnşaat ve işletmede farklı teminatlar öne çıkıyor
Offshore projelerin sigorta ihtiyaçlarının inşaat ve işletme dönemlerine göre farklılaştığını kaydeden Çolak, “İnşaat döneminde İnşaat/Montaj Tüm Riskler (Construction/Erection All Risks), Deniz Nakliyat (Marine Cargo), Proje Başlangıç Gecikmesi (Delay in Start-Up) ve Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet (Third Party Liability) gibi teminatlar öne çıkarken, işletme döneminde Sabit Kıymet Hasar (Property Damage), Makine Kırılması (Machinery Breakdown) ve İş Kesintisi (Business Interruption) teminatlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Deniz operasyonları, kablo döşeme çalışmaları ve ağır kaldırma faaliyetlerinin de risk yönetiminin önemli parçaları olduğunu vurgulayan Çolak, bu süreçlerde Deniz Operasyonları Garanti Denetçisi (Marine Warranty Survey) uygulamalarının önemine işaret etti.
“Yalnızca yeni kapasite ihtiyacı yaratmayacak”
Offshore yatırımların enerji ve marine branşlarının risklerini aynı projede buluşturduğunu belirten Çolak, bu yatırımların Türk sigorta şirketleri ve brokerler açısından teknik uzmanlığı geliştirecek yeni bir alan oluşturacağını söyledi. Çolak, “Offshore yatırımlar; Türk sigorta şirketlerinin brokerlerle beraber offshore underwriting çalışmaları; enerji ve marine ekipleri birlikte koordinasyonları; risk mühendislerinin offshore projelerde yeni ürünleri uygulama imkânları ve hasar ekiplerinin deniz operasyonlarını yönetme tecrübeleri açısından birçok imkân barındırıyor” dedi. Projelerin uluslararası sigorta piyasalarına doğru aktarılmasının önemini vurgulayan Çolak, teknik underwriting çalışmalarının hazırlanması, risklerin ayrıştırılması ve uluslararası reasürans kapasitesinin Türkiye’ye getirilmesinin proje finansmanı açısından kritik olduğunu belirtti.
“Hazırlık süreci şimdiden başlamalı”
Offshore rüzgâr yatırımlarının oluşturacağı fırsatlardan yararlanmak için sektörün şimdiden hazırlık yapması gerektiğini kaydeden Çolak, uluslararası offshore sigorta piyasalarıyla ilişkilerin güçlendirilmesi ve enerji ile marine ekipleri arasındaki iş birliğinin derinleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin enerji ve denizcilik alanlarındaki deneyiminin offshore rüzgâr yatırımlarıyla yeni bir uzmanlık alanına dönüşebileceğini belirten Çolak, bu potansiyelin değerlendirilmesinde sektörün bugünden atacağı adımların belirleyici olacağını vurguladı.


