Çelik binalar konut maliyetini arttırmaz

Hamide HANGÜL

Bilim insanları, fay hat­larına yakınlığıyla ola­sı İstanbul depremine karşı uyarılarda bulunurken, geçtiğimiz günlerde İstanbul Maltepe’de 7 katlı binanın ilk üç katının çökmesi tüm dikkat­leri yeniden, riskli yapı stokuna çevirdi. Bugün Türkiye’de her iki konuttan birinin dönüşümü İstanbul’da gerçekleştirilirken, bu çalışmaları hızlandırmak için hibe, kredi ve nakliye dahil toplam 1.8 milyon liralık dev­let destekli ‘Yarısı Bizden’ kam­panyasının süresi de 31 Aralık 2027 tarihine uzatıldı.

Zeminlerde yapı ağırlığı hesaplanmalı

Deprem güvenliği açısından zemin ve yük ağırlığının kritik önemde olduğuna işaret eden Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Başkanı Selami Gü­rel, zeminlerde yapı ağırlığı­nın mühendislik hesaplarıyla ele alınması gerektiğinin altını çizdi. İstanbul’da deprem ris­kine karşı binalarda hafiflik ve kalite açısından konut inşası ve dönüşümün çelik yapılarla ol­ması gerektiğini savunan Gü­rel, “Deprem riski varsa mut­laka çelik yapı… Deprem riski yoksa da çelik yapı. Çünkü be­tonarmeyi yapan işçi o imalatı yerinde, şantiyede yapıyor. Çe­lik konutlar ise modül yapı tek­niğiyle fabrikada üretiliyor. Ka­lite açısından tartışılmaz” dedi.

Beton bin tonsa, çelik yarısı kadar

Geçmiş depremlerde yaşa­nan zemin ve sıvılaşma örnek­lerine de değinen Gürel, çelik yapıların aynı zamanda beton yapılara kıyasla daha hafif ol­duğuna işaret ederek, “Zemin, yükü taşımakla yükümlü. Ze­min zayıfsa buraya koyacağın binanın da hafif olmasını sağ­lamalısın. Beton 1000 tonsa, çelik bina 500 ton, yani yarı­sı. Bunda inat etmenin anlamı var mı? diye sordu. Gürel, yapı türünün belirlenmesinde jeo­logların, zemin mühendisleri­nin, mimarların ve inşaat mü­hendislerinin birlikte çalış­ması gerektiğinin altını çizdi.

Asla maliyet yükselmez

Kentsel dönüşümde çelik konutlarla ilerlenmesi duru­munda bunun ev fiyatlarını artırıp artırmayacağına yö­nelik bir soru üzerine Gürel, “Maliyet asla yükselmeyecek” diye yanıt verdi. Ev fiyatların­da arsa payının etkili olduğu­na işaret eden Gürel, “Üst ya­pıda maliyet değişmez. Çelik de olsa beton da olsa değiş­mez. Hep 1.250 dolar. Ancak betonda güvenlik riski var” yorumunu yaptı. Gürel, arsa payının bazı yerlerde yüzde 70 olduğunu ifade etti.

TUCSA Başkan Yardımcı­sı Melih Şimşek, Türkiye’nin, dünyanın en aktif deprem ku­şaklarından birinde yer alma­sına ve dünyanın önemli çe­lik üreticilerinden biri olma­sına rağmen, yapı stokundaki çelik payının hâlâ yüzde 3–5 seviyelerine sıkıştığını söyle­di. Bu payı artırmak istedik­lerini söyleyen Şimşek, “Tür­kiye’de yapı stokunda çeliğin payını önümüzdeki beş yılda en az yüzde 15’e çıkarmayı he­defliyoruz” dedi. Kentsel dö­nüşümü yalnızca mevcut yapı stokunun yenilenmesi olarak değil, Türkiye’nin üretim gü­cünü, mühendislik birikimini ve sanayi kapasitesini hareke­te geçirecek stratejik bir dö­nüşüm fırsatı olarak ele alın­ması gerektiğini dile getiren Şimşek, “Yapı üretimini şan­tiyelerden modern fabrikalara taşıyıp, modüler çelik ve yapı­sal çelik sistemlerini yaygın­laştırarak şantiye süresini üç­te bire indirebiliriz. ‘Yapı fab­rikaları’ yaklaşımıyla, kentsel dönüşümü hızlandırmayı he­defliyoruz” diye konuştu.

Çelik üretiminde Türkiye Avrupa ikincisi

Türkiye, 2025’te 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın 7’nci, Avrupa’nın 2’nci üreticisi konumunda. TUCSA üyelerinin yıllık çelik konstrüksiyon kapasitesi ise yaklaşık 750 bin ton. Yıllık ihracatı da yaklaşık 450 bin tonlarda. TUCSA’dan edinilen bilgilere göre, yapısal çelik, yapılarda yaklaşık yüzde 5–10 net alan kazanımı sağlayabiliyor.

Related Posts

İplikte rekabeti verimlilik ve katma değer belirleyecek

İplikte konumu güçlü Türkiye, küresel talepteki daralma ve uluslararası rekabetle karşı karşıya. Küresel iplik ihracatı 2025’te yüzde 3,7 gerilerken Türkiye 2,3 milyar dolar ihracatla dünyanın dördüncü büyüğü oldu. Sektörün rekabet gücünü korumasında verimlilik, pazar çeşitliliği ve katma değerli üretim belirleyici olacak.

Okumaya devam et
Teknik Masura, üretimde sürdürülebilirliğe odaklı

Tekstil sektörüne yönelik kâğıt konik üretiminde yaklaşık 60 yıllık deneyime sahip Teknik Masura, geri dönüştürülmüş kâğıt kullanımı, enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik çalışmalarını kapsayan sürdürülebilir üretim ve teknoloji yatırımlarıyla büyüyor.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir