Nurdoğan A. ERGÜN
Küresel ticaretin yüzde 80’inde satın alma kararlarını kadınların verdiği bir çağda, Türkiye’nin ihracat vizyonuna yön veren 61 ihracatçı birliğinin yönetimindeki kadın oranı yüzde 5’in dahi altında kaldı. Her ne kadar son yıllarda ihracatçı kadın sayısında dikkat çeken bir artış yaşansa da iş yönetim masasına geldiğinde sayı bir elin parmakları kadar bile değil. Mevcut durumda iki olan kadın başkan sayısının, birlik seçimlerinin yapılacağı nisan ayında üçe yükselmesi bekleniyor.
İhracatçı birliklerinin seçimle gelen “ilk kadın başkanı” olan Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Başkanı Pınar Taşdelen Engin, mevcut tabloyu “stratejik bir eksiklik” olarak belirtirken, sanayide hiyerarşik modelden iş birliğine dayalı modele geçişin anahtarının “kadın dokunuşu” olduğunu vurguladı. Gelecek 5 yıl içinde Türkiye’nin ihracatını yöneten masalarda kadın oranının en az yüzde 30 seviyesine çıkması gerektiğini düşünen Engin, “Bu sadece bir ‘temsil’ meselesi değil, aynı zamanda stratejik ve ekonomik bir zorunluluk” dedi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Tarım Kurulu ve İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, kadınların yalnızca üretimde değil, karar alma mekanizmalarında da daha güçlü şekilde yer alması gerektiğini vurguladı. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Sevda Kayhan Yılmaz ise, “Başarıyı rakamlarla değil, kendi bulunduğumuz noktayı aşmakla ölçüyoruz” diyerek yönetimde kadın etkisini “hesaplı risk ve sürdürülebilir büyüme” olarak görüyor. Nisan ayında MAİB başkanı olması beklenen Yılmaz, ihracatçı birliklerinde kadın temsilinin artması için sadece mevzuatın yeterli olmayacağını, kalıcı başarının “kararlılık, süreklilik ve özgüven” üçgeninde kurulacağını belirtti.
“Masada olmak ‘temsil’ değil ekonomik bir zorunluluk”
Küresel ticaretin hızla dönüştüğü bu dönemde, ihracatta rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlardan birinin de yönetim anlayışı olduğunu vurgulayan UTİB Başkanı Pınar Taşdelen Engin’e göre, bu dönüşümün merkezinde ise kadınların artan rolü yer alıyor. Kadınların yönetim masasında olmasının, karar alma süreçlerine “detaycılık, empati ve çok yönlü düşünme” kabiliyeti getirdiğini söyleyen Engin, “İhracatçı birliklerinde seçimle gelen ilk kadın başkan olarak, sayımızın artmasını sevindirici fakat hala yolun başındayız. Cam tavanları kırmak için belirli bir süre pozitif ayrımcılığın (kota uygulamaları gibi) bir kaldıraç olarak kullanılması gerektiğine inanıyorum” dedi.
“Eşitlik kadar rekabet gücü ve kurumsal kalite de değerli”
Temsil ettiği yaş meyve ve sebze sektörünün, üretim zincirinin birçok aşamasında kadın emeğine dayandığını belirten TİM Tarım Kurulu ve İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, “Kadının ekonomik hayatta güçlenmesi, tarımsal verimliliği ve ihracatın sürekliliğini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kadın istihdamı yalnızca sosyal bir başlık değil, stratejik bir ekonomik konu” vurgusu yaptı. Kadınların yalnızca üretimde değil, karar alma mekanizmalarında da daha güçlü şekilde yer alması gerektiğine işaret eden Mutlu, “Bu yalnızca eşitlik meselesi değil, rekabet gücü ve kurumsal kalite meselesi” dedi.
Küresel ticarette artık yalnızca ürünlerin değil, temsil edilen değerlerin de rekabet ettiğini belirten Mutlu, şöyle devam etti: “Sürdürülebilirlik, güvenilirlik ve kurumsal vizyon markaların ayrılmaz parçası. Türk kadınının üretimdeki emeği, yönetimdeki stratejik bakış açısı ve kriz dönemlerindeki dengeleyici rolü bu değerlerle güçlü biçimde örtüşüyor.” Mutlu, TİM bünyesinde hayata geçirilen TİM WINGS yapılanmasının, kadınların ihracat ekosisteminde daha etkin rol almasını hedefleyen önemli bir adım olduğunu da ekledi.
“Kağıt üzerinde fırsat eşitliği tek başına yeterli değil”
Sanayi ve ihracat dünyasında kadınların özellikle yönetim kademelerinde daha kapsayıcı ve dengeli bir liderlik yaklaşımı sergilediğini söyleyen MAİB Başkan Yardımcısı Sevda Kayhan Yılmaz, “Bu yaklaşım, farklı disiplinleri bir araya getiren yapılarda önemli bir avantaj sağlıyor. İletişim, empati ve koordinasyon becerileri güçlü olduğunda ekipler arası uyum artıyor, karar alma süreçleri daha bütüncül bir çerçevede ele alınıyor” dedi.
İhracatta kadın temsilinin arttığını, ancak mevcut oranların yeterli olmadığını düşünen Sevda Kayhan Yılmaz, şunları kaydetti: “Karar alma mekanizmalarında kadınların sayısı daha yüksek olmalı. Kadınların bu alanlarda yer almayı bilinçli bir tercih olarak görmeleri ve uzun soluklu bir kararlılıkla ilerlemeleri sürecin belirleyiciliği üzerinde önemi etki bırakır. İhracatçı birliklerinin yönetim masalarında kadınların daha görünür ve etkin olması, sadece temsiliyet açısından değil, karar kalitesi ve kurumsal çeşitlilik açısından da kritik önemde.”
UTİB Başkanı Pinar Taşdelen Engin: Tekstilde sadece ürün değil gelecek vizyonu ihraç ediyoruz
UTİB Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, 2025’in tekstil ekosistemi için test edici bir yıl olduğunu söyledi. Türkiye genelinde tekstil ve hammaddeleri ihracatının 2025’te yaklaşık 9,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini, UTİB’in ihracatının ise 1 milyar 222 milyon dolara ulaştığını kaydeden Engin, “Toplam tekstil ihracatı içindeki payımızı yüzde 10’un üzerinde tutmanın yanı sıra Bursa merkezli ihracatımızda katma değerli ürün yapımızı da korumayı başardık. En fazla ihracat yaptığımız ülkeler İspanya, ABD, Mısır, Fas, Almanya, İtalya, Birleşik Krallık ilk sıralardaki yerini korudu.
Özellikle teknik tekstil ve ev tekstili gruplarında Avrupa’daki pazar payımızı muhafaza etmek için yoğun çaba sarf ettik” dedi. Katma değer noktasında bir önceki yılın üzerine çıktıklarını aktaran Engin, “Bursa, teknik tekstil ve ev tekstilindeki gücüyle Türkiye genelindeki düşüşü sübvanse eden bir kale görevi gördü” dedi. Maliyet artışlarının istihdam üzerinde baskı oluşturduğunu vurgulayan Engin, şöyle devam etti: “Ancak Bursa bölgesi, yüksek teknolojili tekstil üretimine evrildiği için iş gücü kaybını, konvansiyonel üretim yapan bölgelere göre daha az hissetti.
Türkiye tekstil istihdamının yaklaşık yüzde 15-18’lik dilimi bölgemizde kümelenmiş durumda. Önceliğimiz nitelikli iş gücünü korumak ve dijital dönüşümle bu personeli geleceğe hazırlamak.” 2026 yılından da temkinli bir iyimserlik beklediklerini aktaran Engin, “ABD, Almanya ve İngiltere ana odak noktalarımız olmaya devam edecek. Kuzey Afrika pazarında pazar payımızı artırmayı hedefliyoruz. Genel tekstil sektöründe yüzde 5-7 bandında bir büyüme öngörüyoruz. Tekstil artık sadece kumaş üretmek değil, bir mühendislik ve tasarım disiplini. Bursa’dan dünyaya sadece ürün değil, sürdürülebilir bir gelecek vizyonu ihraç ediyoruz” diye konuştu.
İYMSİB Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu: İhracatta tonaj değil katma değer dönemi başladı
TİM Tarım Kurulu ve İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (İYMSİB) Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, küresel ticarette “ne kadar ihracat” sorusunun yerini “ne kadar sürdürülebilir ihracat” sorusuna bıraktığını belirtti. Yeni dönemin parolasını “dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve katma değer” olarak açıklayan Mutlu, geleneksel hacim artışına dayalı modelin artık sürdürülebilir olmadığını belirtti. Mutlu, “İzlenebilirlik, kalıntı limitlerine uyum, karbon ayak izi hesaplamaları ve modern ambalajlama artık birer rekabet avantajı değil, pazara giriş için temel şart haline geldi. Stratejik önceliğimiz tonaj artışı değil, birim fiyatı yükselten markalaşmış bir model” dedi.
Geçtiğimiz yıl yaşanan don ve kuraklık gibi olayların hammadde arzında stratejik kırılganlıklar yarattığını hatırlatan Melisa Tokgöz Mutlu, iklim değişikliğinin artık sadece çevresel bir konu değil, fiyat istikrarı ve arz güvenliği açısından doğrudan bir ekonomik risk olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nde yükselen “Made in Europe” eğiliminin Türk ihracatçısı için dolaylı maliyet artışları ve pazar erişim zorlukları yaratabileceğine de dikkat çeken Mutlu, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, Avrupa için hızlı ve esnek bir tedarik altyapısına sahip. Ancak tek taraflı yerelleştirme politikaları yerine, karşılıklı kazanıma dayalı eşit rekabet koşullarını savunuyoruz.”
MAİB Başkan Yardımcısı Sevda Kayhan Yılmaz: Makinede tonaj kaybını mühendislik değeri sayesinde telafi etmeyi başardık
Türk makine sektörünün 2025 yılını 28,7 milyar dolarlık ihracatla kapattığını açıklayan MAİB Başkan Yardımcısı Sevda Kayhan Yılmaz, tonaj bazındaki düşüşe rağmen kilogram başına ihracat değerinin tarihi seviyelere yükseldiğini belirterek, “Artık hacimle değil, mühendislik ve katma değerle büyüyoruz” dedi.
Üretimdeki daralma ve kapasite kullanım oranlarındaki gerilemeye rağmen sektörde kitlesel bir istihdam kaybı yaşanmadığını ifade eden Sevda Kayhan Yılmaz, makine imalatındaki insan kaynağının ikame edilemez olduğunu vurguladı. Yılmaz, “Yetişmiş mühendisimizi ve teknik uzmanımızı korumak önceliğimiz. Makine sektöründe kaybedilen nitelikli iş gücünü kısa sürede yerine koymak mümkün değil.
Bu sektördeki istihdam, tüm imalat sanayinin çarpan etkisidir” değerlendirmesini yaptı. Sektör için AB’nin “en önemli pazar” niteliğini koruduğunu dile getiren Yılmaz, ayrıca Birlik olarak, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve dijital regülasyonlara uyum sürecinde bir projeyi hayata geçireceklerini açıkladı. Yılmaz, Mundusplus markasıyla yürütülen bilinçlendirme çalışmalarının ardından, şimdi de her şirkete özel bir “yeşil mentor” desteği sağlanacağını duyurdu.


