Orta Doğu’da tırmanan savaşın enerji arzı üzerindeki riskleri artırması küresel petrol piyasalarında yeni bir fiyat dalgası yarattı. Petrol ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, ham petrol fiyatlarını yukarı taşırken bu artış Türkiye’de akaryakıt fiyatlarına da hızlı şekilde yansıdı. Eşel mobil sisteminin devrede olmasına rağmen son zamlarla birlikte Türkiye’de akaryakıt fiyatları benzinde litre başına 61,40 TL, motorinde ise 65,90 TL seviyesine çıktı. Bu seviyeler özellikle içten yanmalı motorlu araç kullanıcılarının yakıt maliyetlerini ciddi biçimde artırdı. Artık ortalama tüketim değerlerinde içten yanmalı otomobiller ile elektrikli araçlar arasındaki maliyet farkı belirgin şekilde açılmış durumda. Bu noktada sürücülerin karşısına yeni bir soru çıkıyor: Elektrikli araçlarda şarj için beklemek mi, yoksa aynı menzil için neredeyse üç kat daha fazla ödeme yapmak mı? Yani yeni dönemin sorusu şu: Vakit mi, nakit mi?
Benzinli aracın 100 km maliyeti 360 lirayı geçiyor
Türkiye’de yaygın olarak kullanılan C segmenti bir otomobilin ortalama yakıt tüketimi 100 kilometrede 6 litre seviyesinde. Güncel fiyatlarla yapılan hesaplamaya göre benzinli bir otomobilin 100 kilometre maliyeti yaklaşık 370 lira, dizel bir otomobilin maliyeti ise 400 liraya yaklaşıyor. Ancak özellikle yoğun şehir içi kullanımında trafik ve sürüş koşullarına bağlı olarak tüketim 8-10 litre seviyelerine kadar çıkabiliyor. Bu durumda 100 kilometrelik yakıt maliyeti 700 lirayı rahatlıkla aşabiliyor.
430 km elektrikle 210 lira, benzinle 1.580 lira
Elektrikli araçlarda ise yakıt yerine elektrik kullanıldığı için maliyetler tercih edilen şarj yöntemine göre değişiyor. Türkiye’de satılan ve 53 kWh batarya kapasitesine sahip, yaklaşık 430 kilometre menzil sunan bir elektrikli otomobil üzerinden yapılan hesaplama dikkat çekici bir fark ortaya koyuyor. Evden şarj edildiğinde bu menzile ulaşmak için standart prizlerde süre 10 saatin üzerine çıkabiliyor. Duvar tipi şarj ünitesi kullanıldığında ise süre 5-6 saat seviyelerine düşüyor. 240 kWh üzeri elektrik tüketen bir hane için kWh başına 3,92 TL’lik elektrik fiyatı baz alındığında 430 kilometrelik menzilin maliyeti yaklaşık 210 lira oluyor. Dışarıdaki daha yavaş istasyonlarda bulunan 11 kW AC şarj noktalarında (kWh başına yaklaşık 10 TL) aynı mesafenin maliyeti 530 liraya ulaşıyor. Daha güçlü DC hızlı şarj istasyonlarında ise araçlar genellikle yüzde 20’den yüzde 80’e 25-30 dakika içinde şarj olabiliyor. Bu istasyonlarda kWh fiyatı yaklaşık 13 TL seviyesinde ve 430 kilometrelik menzilin maliyeti 690 TL’yi buluyor. Aynı mesafe içten yanmalı bir araçla kat edildiğinde tablo çok daha farklı. Ortalama tüketimi 100 kilometrede 6 litre olan bir otomobil 430 kilometrede yaklaşık 28,8 litre yakıt tüketiyor. Güncel fiyatlarla bu mesafenin maliyeti 1.580 liraya kadar çıkıyor. Elektrikli araç ile benzinli otomobil arasındaki maliyet farkı yaklaşık 7 katından başlıyor. Yakıt tüketiminin daha yüksek olduğu senaryolarda ise bu fark 2 bin liranın üzerine çıkabiliyor.
Şehir içinde daha güçlü bir alternatif
Orta Doğu’da yaşanan savaş ve buna bağlı petrol krizi akaryakıt fiyatlarındaki sert yükselişin ana nedeni olarak öne çıkıyor. Özellikle şehir içi kullanımda elektrikli otomobiller bu nedenle daha cazip bir seçenek haline geliyor. Petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi halinde akaryakıt fiyatlarının kısa sürede yeniden yükselmesi bekleniyor. Böyle bir senaryoda 100 kilometrelik sürüş maliyetinin bin lirayı aşması ihtimali de gündeme geliyor. Sonuçta tercih yine tüketicinin olacak: Hızlı ama pahalı yakıt mı, yoksa ucuz ama zaman isteyen elektrik mi?
Birinde dolum 5 dakika diğerinde en az 30 dakika
Son zamlarla birlikte elektrikli araçların enerji maliyeti avantajı daha da belirgin hale geliyor. Ancak bu kez kullanıcıların karşısına yeni bir denklem çıkıyor. Benzinli ve dizel araçlarda yakıt dolumu yaklaşık 5 dakika sürerken, elektrikli araçlarda hızlı şarj kullanılsa bile en az 30 dakika beklemek gerekiyor. Evde standart prizle yapılan şarj işlemleri 10 saatin üzerine çıkabiliyor. Duvar tipi 11 kW’lık ünitelerde süre 4-5 saat seviyesine inerken, hızlı DC şarj istasyonlarında araçların yüzde 20’den yüzde 80’e dolması 25-30 dakika alıyor. Bu nedenle elektrikli araç kullanıcıları daha düşük maliyet için daha uzun bekleme süresini kabul ederken, içten yanmalı araç sahipleri daha hızlı yakıt dolumu avantajını tercih edebiliyor.
Elektrikli modeller de savaşın etkisi altında
Savaşın etkisi yalnızca yakıt fiyatlarıyla sınırlı değil. Otomotiv üretiminde Çin tedarik zinciri kritik bir rol oynuyor. Batarya hücreleri, yarı iletkenler, kablo tesisatları, elektronik kontrol üniteleri ve birçok alt komponentte Çin merkezli üreticiler belirleyici konumda. Türkiye pazarında büyüyen Çinli markalar BYD ve Chery başta olmak üzere birçok üretici parça tedarikinde Çin’e bağımlı bir yapı içinde faaliyet gösteriyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek güvenlik sorunları navlun fiyatlarında artış, sigorta maliyetlerinde yükseliş ve tedarik sürelerinde uzama riskini beraberinde getiriyor. Bu durum özellikle ithal edilen elektrikli araçlarda maliyet baskısını artırabilir. Batarya gibi yüksek katma değerli parçaların maliyetindeki küçük artışlar bile araç fiyatlarına doğrudan yansıyor. Bu tür artışlar zaman zaman ÖTV dilimlerinde değişime yol açabilecek seviyelere kadar ulaşabiliyor.


