TÜRK-İŞ’ten vergide adalet çağrısı: Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı

TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, vergi dilimlerinin, ücretlileri mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmesi çağrısında bulundu.

TÜRK-İŞ’ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Konfederasyonun Başkanlar Kurulu, çalışma hayatındaki gelişmeleri, çalışanların sorunlarını, ekonomik ve sosyal konuları değerlendirmek üzere toplandı.

Toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirisinde, vergi adaletinin sağlanması, ücretlilerin alım gücünün korunması, sendikal hakların güçlendirilmesi ve kamu hizmetlerinde taşeron uygulamasına son verilmesi istendi.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin belirginleştiğine, ücretlilerin, dar gelirli kesimlerin ve emeklilerin satın alma gücünün gerilediğine dikkati çekilen bildiride, şunlar kaydedildi:

“Vergi sistemindeki adaletsizlik de ücretlilerin üzerindeki yükü artırmaktadır. Çalışanlar, yılın başında aldıkları ücretin net tutarını vergi dilimleri nedeniyle yılın ilerleyen aylarında alamamakta, ücret artışı olmadığı halde daha fazla vergi ödemektedir. Örneğin, 2026 yılında aylık brüt 82 bin 575 lira, yani brüt asgari ücretin 2,5 katı ücret geliri elde eden bir çalışanın kümülatif vergi matrahı üzerinden yapılan hesaplamada çalışan, yılın ilk iki ayında yüzde 15’lik, mart ayında yüzde 20’lik, haziran ayında ise yüzde 27’lik vergi dilimine ulaşmakta olup, eline geçen net ücret bu oranda azalmaktadır. Ekonomik ve sosyal politikalar adil gelir dağılımı ve insanca yaşam temelinde şekillendirilmeli, çalışanların alım gücü korunmalıdır. Vergi dilimleri ücretlileri mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmeli ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil bir vergi sistemi hayata geçirilmelidir.”

“Çalışanların gerçek satın alma gücü dikkate alınmalı”

Yüksek enflasyon nedeniyle ücret artışlarının kısa sürede anlamını yitirdiği ve çalışanların gerçek satın alma gücünün gerilediği belirtilen bildiride, “Ücret politikalarında çalışanların gerçek satın alma gücü ve yaşam maliyetleri dikkate alınmalıdır. Ücretlilerin alım gücünü koruyacak ve insan onuruna yakışır bir yaşam standardı sağlayacak ekonomik ve sosyal politikalar uygulanmalıdır.” ifadeleri kullanıldı.

Otoyol ve köprülerin özelleştirme kapsam ve programına alınmasının eleştirildiği bildiride, şunlar kaydedildi:

“Otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı olduğumuzu, bunun yalnızca bağlı sendikamız YOL-İŞ’in ve Karayolu işçilerinin değil, kamu hizmetinin, vatandaşın ulaşım hakkının ve Türkiye’nin geleceğinin meselesi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. Karayolları, ulaşım sistemi, ekonomik hayat, kamu güvenliği ve afetlere müdahale kapasitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğundaki otoyol, köprü ve bağlantı yolları ile bakım ve işletme tesisleri, kamu hizmetinin sürekliliği anlayışı içinde değerlendirilmelidir.”

“Kamuda taşeron üzerinden istihdama son verilmeli”

Bildiride, sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve uygulamadan kaynaklanan sorunların sürdüğüne işaret edilerek, baskı, tehdit ve sendikasızlaştırma uygulamalarına karşı etkili ve caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiği vurgulandı.

İş kazaları ve meslek hastalıklarının çalışma hayatının önemli sorunları arasında yer aldığına dikkati çekilen bildiride, iş sağlığı ve güvenliği konusunda işverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesinin sağlanması ve denetimlerin güçlendirilmesi talep edildi.

Sonuç bildirisinde, 696 sayılı KHK ile kadroya geçen işçilerin süregelen sorunlarının çözülmesi istenerek, kamuda taşeron şirketler üzerinden istihdam uygulamasına son verilmesi gerektiği ifade edildi.

Çıraklık ve staj sürelerinin emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini sağlayacak yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi istenen bildiride, güvenli ve huzurlu bir eğitim ortamı için okullarda ve okul çevrelerinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınması çağrısında bulunuldu.

Related Posts

Baran: KOBİ’ler iklim dönüşümüne finansman desteğiyle dahil edilmeli

ATO Başkanı Gürsel Baran, iklim hedeflerine ulaşılması için iş dünyasının enerji verimliliğini artırması ve yeni teknolojilere yatırım yapması gerektiğini belirterek, KOBİ’leri kapsayan ve finansmanla desteklenen bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Okumaya devam et
Türk treyler sektörü Avrupa’da ihracat rotasını genişletiyor

Türk treyler sektörü, Almanya’nın Hannover kentinde düzenlenen IAA Transportation 2026’da üretim ve mühendislik gücünü uluslararası pazara taşıdı. Avrupa’nın ikinci büyük treyler üreticisi konumundaki Türkiye’den sektör temsilcileri, Avrupa’daki pazar payını artırmanın yanı sıra Afrika, Orta Doğu ve yeni ihracat pazarlarına açılmaya odaklandı. Sektörde 2027 yılı için ihracat ve pazar hareketliliğinde artış beklentisi öne çıktı.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir