Hamide HANGÜL
Sektör temsilcileri, “tak-çalıştır” ve hazır ofis modellerinin artık bir trendden ziyade, finansal bir zorunluluk haline geldiğini vurguladı. Sevent Şirketler Grubu Başkanı Furkan Bayoğlu, artık meselenin ‘ofis’ değil, meselenin iş yapma biçiminin yeniden yazılması olduğunu söyledi.
“Gençler, ‘Ofise neden geleyim’ diye sorguluyor”
Bayoğlu, “Açık konuşalım. Bu değişimi doğru okuyanlar kazanacak. Okuyamayanlar ise sadece izlemekle yetinecek. Bugün şirketler bir kararın eşiğinde: Milyonlarca doları beton, dekorasyon ve sabit maliyetlere mi bağlayacaklar? Yoksa sermayelerini özgür bırakıp büyümeye mi yatıracaklar? Bugün İstanbul’da bir ofis açmanın maliyeti sadece kira değil; dekorasyon, kurulum, operasyon… Daha kapıyı açmadan milyonlarca dolarlık bir yük. Ama yeni model şunu söylüyor: Ofise yatırım yapma, işine yatırım yap. İşte bu yüzden ‘tak-çalıştır’, ‘hazır’, ‘hizmet olarak ofiś’ modelleri artık bir trend değil, bir zorunluluk”.
Yeni nesil çalışanların artık, “Ben bu ofise neden geleyim?” diye sorguladığına işaret ede Bayoğlu, “Eğer cevap yoksa, gelmiyor, ancak doğru kurgulanmış bir ofis yetenek çekiyor, bağlılığı artırıyor. Performansı yükseltiyor. Ofis artık bir maliyet kalemi değil, bir rekabet vantaj” şeklinde konuştu. Kobi Karp Mimarlık Kurucu Ortağı ve CEO’su Kobi Karp ise ofislerin, insanların sadece alıştığı yer olmadığını, aynı zamanda yaşadığı, bağ kurduğu ve gün boyunca yüksek bir yaşam kalitesini sürdürebildiği bütüncül alanlar olduğuna işaret etti. Karp, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sürdürülebilirlik ve dayanıklılık bu yapıların temelini oluşturuyor. Artık ofis, yalnızca çalışılan bir yer değil; iş, yaşam ve kişisel ihtiyaçların entegre olduğu, günün en verimli ve dengeli şekilde geçirilebildiği yeni nesil bir yaşam alanıdır” değerlendirmesi yaptı.
Alkaş-Han Spaces Başkanı Avi Alkaş da ofislerin artık bir metrekare meselesi olmaktan çıkıp; aidiyetin, üretimin ve anlamın tasarlandığı bir ekosisteme dönüştüğünü kaydetti. Alkaş, “Bu dönüşümün merkezinde ise üç temel unsur var. Mekan, zaman ve insan. Önümüzdeki dönemde farkı yaratacak olanlar, ofisi bir maliyet kalemi olarak yönetenler değil; bu üçlü dengeyi doğru kurarak onu bir çekim merkezi ve değer üretim platformuna dönüştürebilenler olacak” diye konuştu.


