Hazır giyimde toparlanma değil, duraklama dönemi

Mehmet Hanifi GÜLEL

Bu yıl 50. kuruluş yılını kutlayan Türkiye Gi­yim Sanayicileri Der­neği (TGSD) tarafından dü­zenlenen 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Sektörün en büyük buluşması olan etkinliğe kamu temsilci­leri, yurt içinden ve yurt dışın­dan üreticiler, alım grupları, akademisyenler ve sivil top­lum kuruluşları katıldı.

Ana teması ‘Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye’ olarak belirlenen konferansın açılı­şını ise Ticaret Bakanlığı İh­racat Genel Müdürü Dr. Meh­met Ali Kılıçkaya ve TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren yaptı. Açılışın ardın­dan TGSD Müşterek Başka­nı Toygar Narbay ve TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç’ın katılımıyla Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede? Raporlar Ne Söyledi, Bugün Neredeyiz? başlıklı bir oturum düzenlendi.

“Zemin düzelmeden, kalıcılığı söyleyemeyiz”

TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sektörün ağır bir sınavdan geçtiğinin ancak üretim gücünü koruduğunun altını çizdi. Geçen yılki kon­feransta, 2026’yı bir denge yılı olarak öngördüklerini hatır­latan Narbay, “Jeopolitik ge­rilimler, Körfez’de yaşanan İran-ABD çatışması ve yükse­len enerji fiyatları nedeniyle pazarlar beklediğimizden faz­la daraldı ama biz pazarları­mızı çeşitlendirerek daha az daraldık. Ocak-temmuz dö­neminde Avrupa Birliği’nin hazır giyim ithalatı %4,9, ABD’ninki %8,2 düşerken bi­zim kaybımız %1,5’te kaldı. Kuzey Amerika’ya ihracatı­mız ise %4,6 arttı. Yılbaşın­dan bu yana istihdam da yeni­den artmaya başladı. Konkor­dato başvuruları %28 geriledi. Ama bu bir toparlanma de­ğil, bir duraklama. Zemin dü­zelmeden ve TGSD’nin talep ettiği stabilizasyon dönemi destekleri tam olarak sağlan­madan bu dengenin kalıcı ol­duğunu söyleyemeyiz” dedi.

“Yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır”

Rekabet gücünün yalnız iş­çilik maliyetiyle ölçüleme­yeceğini vurgulayan Narbay, hız, dikey entegrasyon, paza­ra erişim ve işletme standart­larını dikkate aldığımızda 23 ülke arasında birinci oldukla­rını açıkladı. Sektörün birim fiyatı 2022’den bu yana %13 yükselttiğine dikkat çeken Narbay, “Sektör %21’lik üre­tim kaybına karşılık verimli­liğini de artırdı. Ancak bunlar maliyet artışımızın yalnızca bir kısmını telafi etti ve firma­lar kârlılıklarını önemli ölçü­de kaybetti. Fiyat artışına rağ­men katma değerde ise bir ar­tış sağlayamadık. Belirsizliğin önümüzdeki 5-10 yılda azal­mayacağı bir dünyada yakın tedarik bir tercih değil, bir si­gortadır. Avrupa için bu sigor­tanın en güçlü adresi de Tür­kiye” diye konuştu.

İlk olarak geçen yıl yaptıkları ‘Türkiye Markası’ çağrısının bugün so­mut bir politika önerisine dö­nüştüğünü belirten Narbay, TGSD’nin Strateji Harita­sı ve Uzgörü 2050 çalışması­nı Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na sunu­lan 138 maddelik bir çerçeve­ye dönüştürdüklerini iletti. Narbay, “Mevcut 86 desteğin 83’ünü yeniden düzenledik, 55 yeni öneri ekledik; çerçe­venin bir maddesi de Türkiye Markası. Strateji Haritamız­daki önerimiz, teşviklerin tek elden, performansa ve nite­liğe dayalı, ölçülebilir bir sis­teme bağlanması” ifadelerini kullandı.

“Başarılar hepimiz için yeni bir kapı açabilir”

Türkiye’de üretilen değerin küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık bulması için fark­lı alanlardaki başarıların bir­birini desteklemesi gerekti­ğini kaydeden Dr. Ümit Özü­ren, şef Fatih Tutak’ın NATO zirvesindeki menüsünü, bi­lim insanı Prof. Canan Dağ­deviren’in giyilebilir teknolo­ji çalışmalarını, Arda Güler’in Real Madrid’deki başarısını örnek gösterdi. “Bizim üret­tiğimiz giysiler de tasarımı ve kalitesiyle Türkiye hakkında olumlu bir izlenim oluşturu­yor” diyen Özüren, “Bir şefi­mizin, bir bilim insanımızın, bir sporcumuzun, bir sanat­çımızın, bir tasarımcımızın başarısı hepimiz için yeni bir kapı açabilir. Türkiye’nin dünyadaki itibarını birlikte büyütebiliriz. Made in Türki­ye’nin değerini yükseltmek, Türkiye’de üreten herkesin geleceğini güçlendirmektir” dedi.

“Küresel ticarette belirsizlik dönemindeyiz”

Konferansın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Kılıçkaya, konferansın temasının Ticaret Bakanlığı’nın ihracat politikalarıyla örtüşen bir anlam ifade ettiğini söyledi. Kılıçkaya, Türkiye’nin ihracattaki başarısına dikkat çekerek şunları kaydetti: “Küresel ticaretin belirsizliklerle karşı karşıya olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bütün bu gelişmelere rağmen bu yılın ocak-eylül döneminde Türkiye’nin toplam mal ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre %5,2 arttı ve 211 milyar dolara ulaştı. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz 12,4 milyar dolar, tekstil ve ham maddeleri sektörümüz ise 7,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirdi. Hazır giyimde yaklaşık %2,5’lik gerileme var. Bu bağlamda sektörün rekabetçiliğini korumak ve Türkiye’nin hazır giyimde marka gücünü sürdürülebilir kılmak için tasarıma, teknolojiye, markalaşmaya, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirliğe daha çok yatırım yapmak gerektiğini düşünüyoruz.”

Related Posts

Gecelik harcamada kar güneşi geçti

Gecelik harcaması 250 dolarla yaz turizmini geçen kayak turizminde, kayak merkezleri ekosistemi yatırımlarla büyüyor. Yıllık 6 milyon turist ağırlayan ve Türkiye turizm gelirlerinden yüzde 2,5 pay alan kış turizminde, yeni otel ve pist yatırımlarıyla bu payın artırılması hedefleniyor.

Okumaya devam et
Karadeniz kapandı narenciye dalda kaldı

Adana’da limonun kilogramı 5 liraya, mandalinanın 5-7 liraya geriledi. Gemilerle 3 bin dolara yapılan sevkiyatın tırla 9-10 bin dolara çıkması ihracatı yavaşlatırken, üretici ve tarım işçisi bekleyişe geçti.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir