Danimarka’dan ‘gelir getirmeyen su’ için kapsamlı iş birliği çağrısı

Andersen, Danimarkalı şirketlerin Türkiye’ye olan ilgisini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğü­ne işaret ederek, “Türkiye’nin enerji piyasasının büyüklüğü ve yenilenebilir enerji alanın­daki gelişimi Danimarkalı şir­ketler açısından önemli işbir­liği fırsatları içeriyor” dedi. Su ve atık su yönetiminin iki ülke arasında işbirliğinde önemli alanlardan olduğunu anlatan Andersen, Danimarka’da “ge­lir getirmeyen su” oranının yaklaşık yüzde 7 seviyesinde olduğunu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 40’a kadar çıktı­ğını dile getirdi.

Andersen, su kayıplarının azaltılmasının Türkiye açısından önemli bir verimlilik alanı olduğuna dik­kati çekerek, “Atık su tesisle­ri Danimarka’da yalnızca arıt­ma altyapısı olarak görülmü­yor. Bu tesisler aynı zamanda kaynak ve enerji üretim nok­taları olarak değerlendirili­yor. Atık su tesislerinde kulla­nılan enerjiden daha fazlasını üretebilen modeller, Türki­ye’de de geliştirilebilecek bir alan olabilir” diye konuştu.

Gıda alanında da fırsatlar var

Diğer işbirliği alanının gıda üretiminde enerji verimliliği konusu olduğunu belirten An­dersen, özellikle süt üretimin­deki enerji tüketiminin iki ül­ke arasında ciddi farklılık gös­terdiğini söyledi. Andersen, Türkiye’de 1 litre süt üreti­mi için Danimarka’ya kıyas­la yaklaşık dört kat daha fazla enerji harcandığını ifade ede­rek, şöyle konuştu: “Bunun te­mel nedenlerinden biri ener­ji verimliliğine yönelik yatı­rımlar. Danimarka’da enerji maliyetlerinin yüksek olması şirketleri üretim süreçlerini daha verimli hale getirmeye zorluyor. Bunun sonucunda ekonomik büyüme ile enerji tüketimi birbirinden ayrıştı­rılabildi. Danimarka’da ener­ji tüketimi azalırken gayrisafi yurt içi hasıla artıyor. Şirket­ler enerji üretimini ve tüketi­mini optimize etmek zorun­da kaldı. Bizim için bu aynı za­manda önemli bir verimlilik deneyimi oluşturdu.”

Afrika için stratejik işbirliği çağrısı

Andersen, Danimarka’nın Türkiye’deki çalışmaların­da büyük enerji müteahhit­leri ve mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) şirketleriyle işbirliğine de stratejik önem verdiğini söyledi. Danimar­kalı şirketlerin Afrika’da yeni iş fırsatlarına erişmekte zor­landığını, Türk müteahhitle­rinin ise bölgede daha güçlü bir proje ve iş ağı bulunduğu­nu dile getiren Andersen, iki ülkenin bu farklılıklarını bir­birini tamamlayacak şekilde değerlendirmeyi amaçladık­larını anlattı. Andersen, Türk EPC’lerin enerji projelerinin yanı sıra yol ve diğer sürdürü­lebilir altyapı yatırımlarında güçlü deneyime sahip olduğu­na işaret etti.

“Uzun vadeli iş birliği için COP31 önemli”

COP31’in enerji dönüşümü, enerji verimliliği, sürdürülebilir altyapı ve yeşil finansman alanlarında iki ülke şirketleri arasında yeni bağlantılar kurulması açısından da önemli bir platform olabileceğine değinen Andersen, “Danimarka’nın Türkiye’ye yaklaşımı yalnızca belirli bir teknoloji ya da tek bir proje üzerinden şekillenmiyor. Rüzgar enerjisinden su yönetimine, enerji verimliliğinden sürdürülebilir altyapıya kadar farklı sektörlerde uzun vadeli işbirliği imkanları bulunuyor” dedi.

Related Posts

Tarsus’ta üretimden katma değere geçiş hızlanıyor

Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı H. Ruhi Koçak, kentin sanayi, tarım, lojistik ve ticaret alanlarındaki gücünü teknoloji ve katma değerli üretimle daha ileri taşımayı hedeflediklerini belirterek, “Artık yalnızca üretmek yeterli değil; verimli, yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli üretim gerçekleştirmek gerekiyor” dedi.

Okumaya devam et
İZTO’dan ABD pazarında ihracat temasları

İzmir Ticaret Odası (İZTO), Baskı, Kâ­ğıt ve Ambalaj UR-GE Projesi kapsa­mında İzmirli firmalardan oluşan heyet­le ABD’nin Chicago kentinde temaslar­da bulundu. 18 kişilik heyet, beş günlük programda 34 yabancı alıcıyla 100’e ya­kın ikili iş görüşmesi gerçekleştirirken, fuar ziyaretleriyle sektördeki yeni tekno­lojileri inceledi.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir