Alaska’daki tsunami 481 metreye ulaştı

Başak Nur GÖKÇAM

İklim krizinin küresel öl­çekteki faturası her geçen yıl daha da ağırlaşıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası ekonomi kurum­larının verilerine göre, son on yılda aşırı hava olayları ve eri­yen buzul ekosistemlerinin neden olduğu doğrudan eko­nomik kayıp yıllık 300 milyar doları aşmış durumda. Sıcak­lıkların sanayi öncesi döneme göre 1,2 santigrat derece art­ması, özellikle Arktik ve ku­tup çevresi bölgelerde buz ta­bakalarının hızla çekilmesine yol açıyor. Bu durum sadece deniz seviyelerinin yüksel­mesiyle sınırlı kalmıyor. Bu­zulların erimesiyle destek gü­cünü kaybeden dağ yamaçları dengesizleşerek devasa heye­lanlara ve tarih boyunca ender görülen mega tsunamilere da­vetiye çıkarıyor.

Alaska’da yaşanan son olay da iklim krizinin ekosistemler ve yerel ekonomiler üzerinde­ki çarpan etkisini çarpıcı bir biçimde gözler önüne serdi. 9 Ağustos 2025 akşamı, Hanse Explorer gemisindeki yolcu­lar Güney Sawyer Buzulu’nun fotoğraf ve videolarını çekme­yi bitirip fiyorttan geri dön­dükten sadece 12 saat sonra, bitişikteki dağdan fiyorda de­vasa bir heyelan çöktü.

Kayan tonlarca kaya kütle­si, fiyort sularında kaydedi­len tarihteki en yüksek ikin­ci tsunamiyi tetikledi. Suyun ve molozların 481 metre yük­sekliğe —yani Taipei 101 gök­deleninin en üst katından bile daha yükseğe— fırladığı bu fe­laket, suyun yıkıcı gücüyle fi­yordun duvarlarını çıplak ka­yaya kadar aşındırdı.

Buzul çekilmesinin derin maliyeti

Heyelanın ardından yürü­tülen bilimsel araştırmalar, buzulların hızla çekildiği kı­yı dağlarında felaket riskinin kritik seviyelere ulaştığını ka­nıtladı. Araştırmaya ilişkin açıklamada bulunan Alas­ka Deprem Merkezi’nde gö­rev yapan Alaska Eyalet Sis­mologu, “Meslektaşlarımız­la birlikte yaptığımız yeni bir çalışmada, bu heyelanın su ve molozları fiyordun diğer tara­fına 481 metre yukarıya nasıl taşıdığını ve ardından Tracy Körfezi’nden aşağıya doğru nasıl aktığını ayrıntılı olarak inceliyoruz. Hava kasvetli bir günde sabah saat 5’i biraz ge­çiyordu ve neyse ki yakınlar­da hiçbir gemi yoktu. Olaydan sonraki aylarda bazı kruvazi­yer şirketleri Tracy Arm’dan uzak durmaya başladı. Ancak bu olaya yol açan koşullar bu fiyorda özgü değil” dedi.

Uzmanlar, tektonik kuvvet­lerin, uzun süreli buz kaybı­nın, hızlı yükselmenin ve yo­ğun yağışların birleştiği nok­talarda büyük heyelanların arttığına dikkat çekiyor. Me­kanizması henüz tam olarak anlaşılamamış olsa da buz­lar eridiğinde dağların jeolo­jik dengesini kaybettiği net bir şekilde görülüyor. Heyelan suya çarptığında, milyonlar­ca ton kayanın momentumu devasa tsunami dalgalarına dönüşüyor. Aynı tehlike bu­gün Alaska’dan Grönland’a ve Norveç’e kadar geniş bir coğ­rafyayı tehdit ediyor.

Erken uyarı sistemleri şart

Sürdürülebilirlik odak­lı ekonomik planlamalarda, buzulların eritilmesinin ya­rattığı bu dolaylı felaketlerin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bilim insanları, sı­cak okyanus suları, yoğun ya­ğışlar ve buzul çekilmesinin bir araya geldiği ağustos gibi yaz aylarında yamaç kayma­larının tavan yaptığı husu­sunda uyarıda bulundu. Ark­tik genelinde ülkeler giderek büyüyen bu karmaşık tehli­keyle başa çıkmaya çalışır­ken, afet önleme maliyetleri­nin kamu bütçeleri üzerinde­ki yükü artıyor. Erken uyarı sistemlerine yapılacak sür­dürülebilir yatırımlar, hem milyonlarca dolarlık altyapı­yı hem de bölgeye değer katan ekoturizm ekosistemini ko­rumanın tek geçerli yolu ola­rak görülüyor.

Kruvaziyer turizminin risk haritası

Arktik ve sub-Arktik bölgelerde her yıl milyonlarca turisti ağırlayan kruvaziyer sektörü, buzulların çekilmesiyle birlikte ciddi bir güvenlik ve finansal krizle karşı karşıya. Sadece Alaska hattında yıllık turizm hacmi 3 milyar doları bulurken, dev yolcu gemilerinin geçtiği dar fiyortlarda yaşanabilecek olası bir tsunami felaketi hem insan hayatını hem de milyarlarca dolarlık deniz turizmi yatırımlarını tehlikeye atıyor. Kruvaziyer şirketlerinin Tracy Arm gibi yüksek riskli rotalardan çekilmeye başlaması, bölgesel liman ekonomileri üzerinde de zincirleme kayıplara yol açacak.

Erken uyarıda ekonomi stratejisi

Buzul çekilmesinin yaşandığı kıyı şeritlerinde yaşayan topluluklar ve işletmeler için seçenekler oldukça kısıtlı. Buna göre ya geniş kıyı alanlarını terk etmek ya da tam olarak öngörülemeyen bir riskle yaşamaya devam etmek gerekiyor. Bu noktada sismik ve jeolojik erken uyarı sistemlerinin kurulması hayati önem taşıyor. Bilim insanlarının heyelan olasılığı yüksek alanları önceden tespit etmesini sağlayacak yüksek teknolojili izleme ağları, milyarlarca dolarlık olası yıkımların ve felaketlerin önüne geçmek için en kritik sürdürülebilir yatırım aracı olarak öne çıkıyor.

Related Posts

Ekol Lojistik, çevresel ayak izini küçülttü

Çevresel, Sosyal ve Yöneti­şim (ESG) ilkelerini ku­rumsal pusulası olarak kabul eden Ekol Lojistik, sürdürüle­bilirlik vizyonu doğrultusunda 2025 yılında Kapsam 1 emis­yonlarını yüzde 8,4, Kapsam 2 emisyonlarını ise yüzde 32,3 oranında düşürdü.

Okumaya devam et
Endüstriyel yemekte ciro kaybı yüzde 30’a ulaştı

Sanayide vardiya ve çalışan sayılarındaki azalma, endüstriyel yemek sektöründe müşteri portföyü korunsa bile satış hacmini daraltıyor. BUYSAD Başkanı Abidin Şakir Özen, bazı işletmelerde ciro kaybının yüzde 30’a ulaştığını belirtirken taşıma, ambalaj ve temizlik giderlerindeki artışın kârlılık üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir