Mehmet H. GÜLEL
ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının ardından başlayan savaş, özellikle üre gübre piyasasında fiyat artışlarına yol açtı. Küresel enerji ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, aynı zamanda ürenin yanı sıra sülfürik asit gibi hammaddelerin de önemli geçiş noktası konumunda.
Savaş öncesinde üre gübre fiyatlarının ton başına 430 dolar seviyesinde olduğunu kaydeden Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Uzunoğlu, bugün ise üre gübrenin ton fiyatının yaklaşık yüzde 50 artışla 625 dolara yükseldiğini söyledi. Uzunoğlu, Ukrayna-Rusya savaşı döneminde de üre gübrenin tonunun 900 dolarlara yükseldiğini hatırlattı.
“Hürmüz daha uzun kapalı kalırsa sıkıntı büyür”
Doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki artışın öncellikle üre maliyetini olumsuz etkilediğini belirten Uzunoğlu, maliyetlerin daha da artma ihtimalinin bulunduğunu aktardı. Petrol fiyatının artması ve özellikle Hürmüz Boğazı’nın 2 ay daha kapalı kalması halinde üre gübrede büyük bir sıkıntının oluşacağını ifade eden Uzunoğlu, “Bizi şu an üre gübre ilgilendiriyor. Çünkü sezon olarak da baktığınızda tahıllarda kullanım dönemi başladı. Bundan sonra mısır, patates ve pancar gibi ürünler ekilecek. Dolayısıyla da üre gübre yoğun olarak kullanılmaya devam edilecek. İç pazarda savaştan önce üre gübrenin ton fiyatı 21 bin lira seviyesindeyken, bugün 30 bin lirayı aştı” dedi.
“Üre gübreye katılaştırılmış doğal gaz desek yeridir ve doğal gaz hammaddesidir” diyen Uzunoğlu, Türkiye’nin hammaddeyi İran’ın yanı sıra Umman’dan tedarik ettiğini bildirdi. Söz konusu ürünün Mısır, Cezayir, Rusya ve Kafkasya bölgesinde de bulunduğunu aktaran Uzunoğlu, “Bu bölgelerde de üre üretiliyor. Özellikle Rusya ve Kafkasya’da neredeyse bedava diyeceğimiz doğal gaz kaynakları var. Türkiye geçtiğimiz hafta itibarıyla bu ürünün yüzde 6,5 olan gümrük vergilerini sıfırladı. Düşürülen gümrük oranının yaklaşık yüzde 50 artan fiyatlar karşısında çiftçiye önemli bir oranda yansıması olmaz. Sonuç itibariyle bizim başka bir takım destekler ile çiftçi desteklememiz gerekiyor” diye konuştu.
“Türkmenistan ve Rusya’ya yönelelim”
Ürede hammadde alım yapılan pazarları çeşitlendirmek gerektiğine vurgu yapan Uzunoğlu, savaş ile artan fiyatlarla bunu daha anlaşıldığını vurguladı. Uzunoğlu, “Maalesef şu anda hammadde pazarını çeşitlendirmeye gitmekten başka çaremiz yok. Rusya’ya uygulanan bir ambargo var ama Türkiye bunun içinde değil. Bana göre alternatif olarak Rusya, Türkmenistan ve Hazar Denizi’nin etrafındaki ülkelerden faydalanmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin üre ve azotlu gübrelerde 2.5 milyon ton tüketiminin bulunduğu bilgisini veren Uzunoğlu, iç pazarda iki firmanın üretim yaptığını ve toplam üretimlerinin ise 1 milyon ton seviyesinde olduğunu kaydetti. Üre gübresinin büyük bir kısmının ithal edildiğini dile getiren Uzunoğlu, “Yeni bir fabrika kurmanın maliyeti yaklaşık 400 milyon euro. Bu tamamen kimyasal ve zor bir proses ve yeni bir tesisi kurmak birkaç yıl alabilir. Dolayısıyla gübrede sorunlar yaşamamak için ithalat yaptığımız pazarları çeşitlendirmeye gitmemiz lazım” açıklamasında bulundu.
Az kullanılırsa verimlilik düşer
Gökhan Uzunoğlu, çiftçi tarafından talebin çok ciddi arttığını ve panik havasıyla hareket edildiğini ifade etti. Uzunoğlu, nisan mayıs ayındaki gübresini şimdiden almak isteyen çiftçilerin operasyonel yükü de arttırdığını belirtti. Asıl tehlikenin fiyatın bu kadar yükseldiği ortamda çiftçilerin maliyeti düşürmek için dekara 50 kilo yerine 40 veya 30 kilo kullanması olduğunu vurgulayan Uzunoğlu şunları söyledi:
“Bu da normalde buğdayda dekarda 500-600 kilo verim alan bir çiftçi, az gübre kullanması durumunda bu verim 300-400 kilolara düşebilir. Burada çiftçinin mutlaka desteklenerek, ‘panik yapılma gübreyi bulabilirsin ve devlet de seni destekliyor’ mesajını vermek lazım. 2007 ve 2008 yıllarında fosfor krizi yaşanmıştı. O dönem gübresiz ekim yapan çiftçi çok oldu. Bu yüzden rekolte yarı yarıya düşmüştü.”


