Avrupa otomotiv endüstrisi, Çinli üreticilerin artan rekabeti karşısında üretim kapasitesini korumaya ve elektrikli araç teknolojilerindeki açığı kapatmaya çalışıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un yaptığı açıklamalar da bu mücadelenin yeni yönünü ortaya koydu. Macron, Avrupa’nın kendi ürettiği ürünlere öncelik vermesi, teknolojik bağımsızlığını güçlendirmesi ve elektrikli dönüşümü hızlandırması gerektiğini savundu. Macron’un açıklamalarından dört gün sonra Fransa ve Almanya, Avrupa otomotiv sektörüne yönelik ortak bir yaklaşım üzerinde uzlaştı. 16 Ekim’de gündeme gelen çerçeve, “Made in EU” kapsamının yalnızca Avrupa Birliği’nin 27 üyesiyle sınırlı kalmamasını, belirli koşulları karşılayan Avrupa ortaklarını da içermesini öngörüyor. Aktarılanlara göre, Brexit sonrasında AB tek pazarından ayrılan İngiltere’ye belirli şartlarla kapsama girme yolu açıyor. Ancak Türkiye’nin otomotive yönelik bu özel çerçevedeki konumu aynı açıklıkla şimdilik tanımlanmadı. Öte yandan Türkiye, Avrupa otomotiv sanayisinin dışında kalan bir üretim merkezi de değil. Renault’nun Bursa, Hyundai’nin İzmit, Toyota’nın Sakarya, Tofaş’ın Bursa fabrikaları, bunun yanında Mercedes-Benz ve Otokar gibi otobüs üreticilerinin de olduğu zincirde Ford Otosan’ın da güçlü ticari ağı Avrupa pazarına yönelik üretim gerçekleştiriyor.
Açık bir şekilde durum ortaya koyulmuyor
Fransa ve Almanya’nın üzerinde uzlaştığı yaklaşımda, 1 Ocak 2020 itibarıyla AB iç pazarının parçası olan diğer Avrupa ortaklarının da belirli şartlarla değerlendirilmesi öngörülüyor. Böylece İngiltere’nin “Made in EU” kapsamına girebilmesi için bir yol oluşturuluyor. İngiltere’nin kapsama alınmasıyla birlikte karşılıklılık ilkesine, üçüncü ülkelerden gelen yatırımlara ilişkin AB koşullarına ve Avrupa’nın ticari korunma önlemleriyle uyuma bağlanıyor. Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik ticaret politikaları da bu değerlendirmenin unsurları arasında olması da dikkat çeken detaylar arasında. Türkiye açısından dikkat çekici nokta ise AB ile uzun yıllara dayanan Gümrük Birliği ilişkisine rağmen otomotive yönelik özel yaklaşımda Türkiye’nin durumunun açık biçimde ortaya konulmaması oldu. Türkiye’nin şimdilik tam olarak kapsam dışında değil fakat ‘Sanayi Hızlandırma Yasası’ önerisi, AB ile gümrük birliği bulunan ülkelerden gelen belirli ürün ve içeriklerin Avrupa menşeine eşdeğer değerlendirilebilmesine ilişkin hükümler içeriyor.
Dacia CEO’su: Türkiye’nin kapsamda olmasını umuyorum
“Made in Europe” tartışmasına ilişkin dikkat çekici açıklamalardan biri Dacia CEO’su Katrin Adt’den geldi. Paris Otomobil Fuarı’nda açıklamalarda bulunan Adt, Türkiye’nin AB üyesi olmadığını ancak düzenlemenin kapsamının henüz kesinleşmediğini belirterek yalnızca 27 AB ülkesinin mi, yoksa diğer üretim ortaklarının da mı kapsama alınacağının tartışıldığını söyledi. Türkiye’nin de bu kapsamda yer alması gerektiğine yönelik görüşlere dikkat çeken Dacia CEO’su, bunun gerçekleşmesini umduğunu ifade etti. Gerçekleşen açıklama markanın yeni üretim planları açısında da önem taşırken, Dacia’nın C segmentindeki yeni modeli Striker’ın Türkiye’de üretilmesini de yakından ilgilendiriyor. Adt, modelle ilgili de en doğru yerin Türkiye olduğunu da vurguladı. Bursa’daki üretim operasyonunun profesyonelliğinden, çalışanların uzmanlığından ve kalite standartlarından memnun olduklarını ifade eden Adt, Türkiye’deki ekiplere duydukları güvenin de altını çizdi.
Adt, Striker’ın Türkiye lansmanının yakın zamanda gerçekleştirilmesi planladıklarını ifade ederken, modelde şimdilik verimli bir hibrit motor seçeneğine odaklanıldığının bilgisini verdi. Elektrikli versiyon için ise açıklanmış kesin bir plan olmadığını ifade eden Adt, Dacia’nın Türkiye’de yeni bir model üretmeyi planlaması, Avrupa otomotiv sanayisinin Türkiye’deki üretim altyapısına duyduğu güveni gösterdiğini de anlattı. Adt, “Türkiye’nin “Made in Europe” kapsamındaki ülkeler arasında yer alması gerektiğini savunan açıklamalar da yapılıyor. Bunun gerçekleşmesini umuyorum. Özellikle Renault’nun da sürece dahil olmasıyla birlikte bu yönde yeni açıklamalar gelebilir” dedi.
Renault Group CEO’su: Türkiye’de elektrikli araç fırsat
Renault CEO’su Fabrice Cambolive da Türkiye’nin otomotiv pazarındaki potansiyeline dikkat çekti. Cambolive, Türkiye’de elektrikli otomobillerin yıllık pazar payının yüzde 12 seviyesine ulaşmasının önemli bir gelişme olduğunu ifade ederek, elektrikli araç satışlarının az sayıda markada yoğunlaşması, pazarın henüz gelişme aşamasında olduğunu gösterdiğini de ekledi. Fabrice Cambolive, Türkiye otomobil pazarının uzun vadede yıllık 1,5 milyon adet seviyesine ulaşabileceğini de vurguladı. Özellikle küçük ve erişilebilir elektrikli otomobillerin büyüme açısından fırsat oluşturabileceğini belirten Cambolive, Renault Twingo ve Dacia Spring gibi modellerin Türkiye için uygun seçenekler olduğunu ekledi. Cambolive, “Büyük şehirlerdeki trafik yoğunluğu küçük otomobillere yönelik ihtiyacı arttırdı. Türkiye’de yüzde 100 elektrikli bir Renault modeli üretimi için kesinleşmiş bir proje şimdilik yok” dedi.
Opel CEO’su: Tofaş’la uzun vadeli ortaklığımız var
Türkiye’deki üretim altyapısına ilişkin bir diğer önemli açıklama Opel CEO’su Florian Huettl’den geldi. Huettl, Tofaş yönetimiyle yaptıkları görüşmede mevcut projeleri ve geleceğe yönelik iş birliği alanlarını değerlendirdiklerini belirtti. Tofaş’ı güçlü bir şirket olarak tanımlayan Huettl, iki şirket arasındaki ortaklığın uzun vadeli olduğunu vurguladı. Opel açısından öncelik, mevcut hafif ticari araç projesinin başarıyla üretime alınması. Huettl, “Şu anda tamamen hafif ticari araç projemizin üretime alınması sürecini başarıyla tamamlamaya odaklanmış durumdayız. Bu bizim bir numaralı önceliğimiz. Olası sonraki adımları konuşmak için henüz çok erken. Ancak Tofaş ile ortaklığımız uzun vadeli. Gelecekte üzerinde daha fazla görüşme yapabileceğimiz konular olabilir” diye konuştu.
Opel CEO’sundan Çin itirafı
Opel CEO’su Florian Huettl, Çinli otomotiv üreticilerinin özellikle batarya, elektronik mimari ve elektrikli güç aktarma sistemlerinde önemli ilerleme kaydettiğini kabul etti. Huettl, bu teknolojik açığı kapatmak için Çinli ortak Leapmotor ile yeni bir elektrikli SUV geliştirdiğini de paylaştı. Aracın 2028 yılında İspanya’daki Zaragoza fabrikasında üretime alınması planlanıyor. Huettl, geliştirilen aracın yalnızca Çinli bir modelin Opel logosuyla sunulması anlamına gelmediğini, iki mühendislik ekibinin ortak bir ürün ortaya çıkardığını da vurguladı.
Türkiye ve Japonya’da güvenilir ortak kapsam dışı kalmamalı
Japon otomobil üreticisi Toyota’nın Avrupa Birimi’nden yapılan açıklamada “Birleşik Krallık’ın bu düzenlemeye dahil edilmesine yönelik her türlü görüşmeyi memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak anlaşmanın, Türkiye ve Japonya gibi güvenilir ortakları da kapsayacak şekilde genişletilmesini görmek isteriz. Bu ülkelerle sürdürülecek yakın iş birliği, Avrupa otomotiv sanayisinin rekabet gücünü destekleyebilir” denildi.
İçten yanmalı motor yasağı tarih oldu
Alınan yeni kararla birlikte AB’nin 2035 yılından itibaren içten yanmalı ve hibrit araç üretimi yasaklaması kararı da tarih oluyor. Berlin ve Paris arasında uzun süren müzakerelerin ardından içten yanmalı motorlar ve elektrikli otomobillerin geleceğine ilişkin ortak öneriler üzerinde anlaşmaya varıldı. Almanya bugüne kadar Türkiye ve Fas gibi ülkelerde üretim yapan tedarikçileri de kapsayacak daha esnek bir düzenlemeyi savunuyordu. Son uzlaşıyla Japonya ve Güney Kore gibi diğer önemli ticaret ortakları da teşviklerden dışlandı.
Avrupa’nın Çin ile rekabeti küçük elektriklilerle
Avrupa otomotiv endüstrisinin en büyük sorunlarından biri erişebilir otomobiller ortaya çıkarmak. Fakat Çin karşısında atılan her adım oldukça geri planda kalıyor. Bunun etkisini hem covid döneminde hem de artan fiyatlarda gördük. Dacia CEO’su Katrin Adt, otomobil fiyatlarının son 10 yılda yüzde 40 arttığını ve Avrupa otomobil pazarının covid-19 öncesindeki seviyenin yaklaşık 3 milyon adet altında bulunduğunu belirtti. Dacia, erişilebilir mobilite stratejisiyle daha geniş müşteri kitlelerine ulaşmayı hedeflerken Striker modeliyle C segmentindeki varlığını güçlendirmeye hazırlanıyor. Diğer tarafta da Renault Twingo ve Spring gibi küçük elektrikli modellerin önemine dikkat çekiyor. Ancak Çinli üreticilerle fiyat rekabetinde yalnızca daha küçük otomobiller geliştirmek bu tablo da çok da yeterli değil gibi duruyor.
AB’ye 9 aylık otomotiv ihracatı 23 milyar dolar
Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türk otomotiv sektörü Eylül 2026’da AB ülkelerine 2 milyar 890 milyon dolarlık dış satış gerçekleştirdi. Yılın Ocak-Eylül dönemini kapsayan 9 aylık sürecinde ise AB pazarına yapılan toplam ihracat 22 milyar 948 milyon dolara ulaştı. Eylül ayında pazar bazında liderlik 629 milyon dolarlık ihracatla Almanya’nın olurken, 506 milyon dolar ile Fransa ikinci sırada yer aldı. Birleşik Krallık 453 milyon dolar ve İtalya 349 milyon dolarlık dış satımla otomotiv sanayisinin en büyük pazarları arasındaki yerini sağlamlaştırdı.


