Nurdoğan ARSLAN ERGÜN
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, temaslarda bulunmak üzere gittiği Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Türkiye-Avrupa Birliği Yüksek Düzeyli Ticaret Diyalog Toplantıları ve Türkiye-Avrupa İş Zirvesi ekseninde yoğun bir diplomasi trafiği gerçekleştirdi. Brüksel’de basın mensuplarıyla bir araya gelerek iki günlük programın hedeflerini paylaşan Bakan Bolat, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ve ticari ortaklığın stratejik önemine dikkat çekti.
“Türkiye ve AB birbiri için vazgeçilmez birer ortak”
Türkiye ile AB arasındaki dış ekonomik ilişkileri somut rakamlarla özetleyen Bakan Bolat, ulaşılan ticaret hacminin 233 milyar dolar olduğunu kaydetti. Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin ihracatında %43, ithalatında ise %32 payla birinci ortak konumunda olduğunu vurgulayan Bolat, şunları söyledi: “Son 5 yılda Türkiye-AB dış ticareti 1 trilyon doları, euro bazında ise 900 milyar euroyu aştı. Türkiye, AB’nin 5. büyük dış ticaret ortağı; AB ise Türkiye’nin 1. dış ticaret ortağı. Yabancı yatırımlarda da tablo aynı.
Türkiye’deki yabancı şirketlerin üçte ikisi AB sermayeli olup, son 23 yılda ülkemize gelen 294 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımın %65’i AB kaynaklı. Bu yatırımlar 1 milyon 200 bin kişiye istihdam sağlıyor ve 70 milyar doların üzerinde ihracata katkı sunuyor.” Bolat, terörle mücadele ve göç yönetimi gibi bölgesel istikrar unsurlarında Türkiye’nin rolünün Avrupalı muhataplar tarafından takdir edildiğini, ancak küresel ticaret savaşları ve jeopolitik gerilimler ortamında diyalogun kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
Avrupa Birliği’nin sanayiyi hızlandırma tasarısı kapsamında yer alan ve başta otomotiv sektörü olmak üzere gelecek yatırımlar ile elektrikli araçlar açısından risk barındıran Made in EU düzenlemesine değinen Bolat, bu konuda önemli bir mesafe kat edildiğini belirtti. Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu: “Komisyonun 4 Mart tarihli kararında, Türkiye ve imzaladığımız 80’e yakın serbest ticaret anlaşması Made in EU kapsamında kabul edilmişti.
Ancak otomotiv sektöründeki sınırlayıcı düzenlemelerin düzeltilmesi için yoğun bir diplomasi ve kulis çalışmasındayız. AB liderleri, komisyon üyeleri, konsey ve Avrupa Parlamentosu nezdinde temaslarımızı sürdürüyoruz. Fiat, Stellantis, Renault, Toyota, Ford ve Hyundai gibi küresel otomotiv devlerinin dünya ve Avrupa başkanlarıyla birebir görüşmeler yapıyoruz. DEİK, TOBB, TİM, TÜSİAD, MÜSİAD, ASKON ve İKV gibi iş dünyası kuruluşlarımız da bu süreçte bizimle tam bir koordinasyon içinde.”
Türkiye’nin toplam 294 milyar dolar tutarındaki doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 63’ünün AB şirketlerinden geldiğine dikkati çeken Bolat, Türkiye ile AB üyesi ülkelerin işletmeleri arasında çok güçlü bir bağ ve bütünleşme bulunduğunu kaydetti. Bolat, Türkiye’nin AB şirketlerinden 21 milyar euroluk otomotiv yatırımı aldığını anımsatarak, “Bu şirketlerin Türk ortakları ve Türkiye’den temin ettikleri parçalar var. Ancak bu ilişki iki yönlü işliyor. Türkiye geçen yıl yaklaşık 1 milyon 450 bin otomobil ve diğer motorlu araç üretti. Bu üretimin yüzde 75’i AB şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor” diye konuştu.
Alan bazında modernizasyon başladı
Gümrük Birliği’nin modernizasyonu müzakerelerinin AB Konseyi’nden henüz resmi bir yetki çıkmamış olmasına rağmen fiilen başladığını söyleyen Bakan Bolat, özellikle üç başlığa dikkat çekti. Kamu alımları konusunda 29 Temmuz’da TBMM’de kabul edilen kanunla karşılıklılık esasına dayalı milli statü tanınmasının yasal altyapıya kavuştuğunu belirten Bolat, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile AB Ticaret Genel Müdürlüğü arasında teknik görüşmelerin sürdüğünü kaydetti.
Dijital ticaret ve e-ticaret konusunda ise AB’nin e-ithalatta 1 Temmuz 2026 itibarıyla paket başına 3 euro vergi mekanizması getirdiğini hatırlatan Bolat, Türkiye’nin Gümrük Birliği statüsü sayesinde bundan muaf tutulduğunu ifade etti. Bakan Bolat, AB’nin çelik kotaları konusunda da Türk çelik sektörünün ihracat kapasitesine uygun olarak yürütülen müzakereler sonucunda yeni çelik kotaları anlaşmasının yürürlüğe girdiğini ve sektörün bu durumdan memnun olduğunu dile getirdi.
“AB ile Türkiye arasında değerlendirilmemiş çok imkan var”
AB Ticaret ve Ekonomik Güvenlik Komiseri Maros Sefcovic, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye ile ortaklığa büyük önem verdiklerini dile getirdi. Jeopolitik çalkantılara, güvenlik kaygılarına ve olumsuz ekonomik koşullara rağmen iki tarafın da açık ve kurallara dayalı ticarete bağlılığını koruduğunu anlatan Sefcovic, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlü biçimde geliştiğini kaydetti.
Sefcovic, “Gümrük Birliği, Avrupalı ve Türk şirketlerin birçok sektörde son derece bütünleşmiş tedarik zincirleri aracılığıyla birbirine sıkı biçimde bağlanmasını sağlıyor” dedi. Daha fazla işbirliği için çok büyük bir potansiyel bulunduğunu ve henüz değerlendirilmemiş pek çok imkan olduğunu dile getiren Sefcovic, Gümrük Birliği’ni güncellemenin her iki taraf için de son derece somut ve açık faydalar sağlayacağını kaydetti.
“AB’li dostlarımızı sağduyuya davet ediyoruz”
Bakan Bolat, “AB içinde tartışılan bir Sanayi Hızlandırma Yasası var. Avrupa genelinde ‘AB’de Üretim’ veya ‘AB ile Üretim’ tartışmaları yürütülüyor. Avrupalı ortaklarımıza ve dostlarımıza, sağduyunun hakim olması gerektiğini güçlü biçimde ifade ediyoruz. Sanayi Hızlandırma Yasası fikrine saygı duyuyoruz. Bu yaklaşımı doğal karşılıyoruz. Üçüncü ülkelerden yapılan çok büyük miktardaki ithalat konusunda biz de aynı ciddi kaygıları taşıyoruz. Bütün bu konularda AB’deki dostlarımızla yakın işbirliği içindeyiz. Ancak çözüm, güvenilir ortakları veya Gümrük Birliği’ni dışlamak olmamalı. Üye ülkelerden, Avrupa Parlamentosundan, AB Komisyonundan ve AB Konseyinden güçlü biçimde talep ettiğimiz ve beklediğimiz çözüm, Türkiye’nin ‘Avrupa ile Üretim’, ‘AB ile Üretim’ projesinde eşdeğer bir ortak olarak kabul edilmesi. Bu, AB ekonomilerinin ve otomotiv sanayisinin olduğu kadar Türk ekonomisinin ve sanayisinin de güçlü biçimde yararına” dedi.
“Kademeli vize kolaylık ama çözüm değil”
Avrupa’nın Türk vatandaşlarına yönelik vize meselesine dikkati çeken Bakan Bolat, “Türkiye, genişleme ve katılım sürecinde bulunan aday ülkeler arasında vatandaşlarına henüz vize serbestisi tanınmamış tek ülke. Diğer aday ülkelerin tümü vize serbestisi rejiminden yararlanıyor” dedi. Bolat, getirilen kademeli vize sisteminin vize konusunda yaşanan güçlükleri bir ölçüde hafiflettiğini ancak yeterli olmadığını söyledi.


