Mehmet Hanifi GÜLEL
Bu yıl üçüncü kez düzenlenecek Furnishings & Design Istanbul (FDI), 24–26 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuarın basın toplantısında konuşan Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, 2022 yılından sonra ihracatta kilogram bazında yaşanan kaybı birim fiyatlarını artırarak telafi ettiklerini belirterek, bugün mobilyada ihracatın kilogram başına birim değerinin yaklaşık 4,15 dolar olduğunu söyledi.
Son yıllarda pazar kayıplarının yaşandığını ancak kilogram başına ihracat fiyatlarını yükselterek belli bir noktada kaldıklarını belirten Güleç, “Bu durum sürdürülebilir değil. Bu, aslında bir yandan övülecek bir şeyken diğer yandan övülecek bir şey de değil. Çünkü bu, aslında pazar kaybı anlamına geliyor.
Dünyada A, B, C, D diye baktığımızda piramidin altında en çok pazarın olduğu yer burası. Biz bu pazarlarımızı kaybettik. Türkiye’nin yaklaşık 30 ülkede pazar liderliği var. Bugün bu pazar birinciliklerimizi de kaybediyoruz. İhracatta gelmemiz gereken rakam 7-7,5 milyar dolar. Bu seviyede ihracat yapmamız gerekirken biz sadece 5 milyar dolarda çakılıp kaldık. Geriye düşmedik, yerimizde saydık. Bu durum üretime, istihdama, kapasiteye ve dünyadaki yaygınlaşmamıza yansıyor” dedi.
İşçilik maliyetleri yüzde 50’yi geçti
Kârlarının tamamının finansman giderlerine gittiğini aktaran Güleç, işçilik maliyetlerinin eskiden toplam maliyetin yüzde 15–20’si civarında olduğunu belirtti. Bugün ise işçilik maliyetlerinin toplam maliyetin yüzde 50’sini geçtiğini ifade eden Güleç, “Dünyanın hiçbir müşterisi gelip ürün almaz. Özellikle dışarıdaki müşterilerimiz, ‘Arkadaş, biz sizin enflasyonunuzu ithal etmek zorunda değiliz’ demeye başladılar. İstihdam konusunda biz büyüyen bir sektördük. Her yıl istihdamını, ihracatını ve katma değerini artıran bir sektördük ve durduk. Durmak da bir kayıptır. Onun için istihdam kaybımız var” diye konuştu.
İstanbul tasarımın küresel noktası olmaya hazırlanıyor
FDI Istanbul 2026’nın “Where Design Leads” (Tasarıma Yön Verenlerin Olduğu Yer) mottosuyla gerçekleştirileceğini aktaran Güleç, 90 markanın en yeni tasarımlarını, dört sergide 85 özel seçkiyi ve tasarım dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getireceklerini bildirdi. “Bizim için mesele yalnızca ticaret değil; asıl amacımız bir sektörün, bir şehrin ve zaman içinde bir ülkenin anılma biçimini değiştirmek” diyen Güleç, FDI İstanbul’un yalnızca bir fuar organizasyonu olmadığını, Türkiye mobilya ve iç mekan sektörünün üretim gücünü tasarım, marka ve kültürel vizyonla buluşturan bir yapı olduğunu belirtti.
Hedeflerinin Türkiye’yi yalnızca üreten ve ihraç eden bir ülke olmanın ötesine taşımak olduğunu ifade eden Güleç, tasarlayan, markalaşan ve dünya pazarlarında kendi değeriyle yer alan bir mobilya ülkesi haline getirmek olduğunu iletti. Türkiye mobilya sektörünün üretim ve ihracattaki gücünün, son yıllarda tasarım odağındaki dönüşümle birlikte yeni bir aşamaya taşındığını dile getiren Güleç, FDI İstanbul’un bu dönüşümün somut bir karşılığı olduğunu söyledi.
“Tasarım odaklı ve markalı ürünler ihraç etmeliyiz”
Türkiye’nin mobilyanın hemen hemen tüm kategorilerinde üretim yapabilen dört ülkeden biri olduğunu belirten Güleç, sektörün ulaştığı üretim kapasitesine dikkat çekti. Türkiye mobilya sektörünün 49 bin 179 üretici işletmesiyle toplam imalatın yüzde 9,7’sini oluşturduğunu ve 500 bin kişiye istihdam sağlayarak büyük bir ekosistem meydana getirdiğini ifade eden Güleç, “Üretim gücümüz 14 milyar dolar seviyesinde ve bunun önemli bir kısmını ihracatla dünyanın yaklaşık 200 ülkesine ulaştırıyoruz. Bu güçlü tablonun içinde mücadele ettiğimiz sorunlar da var. Hammadde, enerji ve işçilik maliyetlerindeki yükseliş, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve küresel rekabetin sertleşmesi gibi sorunlar, üretim maliyetlerimiz ile verimlilik artışımız arasındaki dengeyi bozmuş durumda” ifadelerini kullandı.
Sektörün yeni rekabet koşullarına uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Güleç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böylesi sorunların etkisini minimize etmek için dünyadaki yeni rekabet koşullarını görerek stratejik adımlar atmalıyız. Biz bu noktada önemli bir dönüşümün eşiğindeyiz. Mobilya sektörümüz bugüne kadar küresel bir başarı hikâyesi yazdı; ancak artık ihracattaki büyümenin yalnızca fiyat rekabetiyle sınırlı kalamayacağı bir dönemdeyiz. Daha yüksek birim değerli, daha nitelikli, tasarım odaklı ve markalı ürünler ihraç etmeliyiz.”
FDI İstanbul’u tasarım ile sanayiyi, üretici ile markayı, Türkiye ile küresel pazarı aynı zeminde buluşturacak şekilde kurguladıklarını belirten Güleç, fuarın seçici yapısının da bu vizyonun bir parçası olduğunu ifade etti. “Fiyat rekabetinin ötesine geçmenin yolu tasarım, marka, inovasyon ve sürdürülebilirlikten geçiyor. FDI İstanbul, tasarımcıyla çalışmayı ve özgün ürün sunmayı temel kriter haline getiren seçici yapısıyla klasik fuarcılığın ötesine geçerek Türk sanayisi için rekabetçiliği yeniden tasarlıyor” diyen Güleç, sözlerine şöyle devam etti: “Her yıl daha fazla markamız tasarıma yatırım yapıyor, özgün ürün geliştiriyor ve tasarımcılarla kalıcı iş birlikleri kurarak markalarını yükseltiyor. Hedefimiz Türkiye’yi yalnızca üreten değil; tasarlayan, markalaşan ve dünya pazarlarında kendi değeriyle yer alan bir mobilya ülkesi yapmak. Daha büyük ufkumuz ise İstanbul’u, tasarım denildiğinde dünyada akla gelen şehirlerden biri haline getirmek.”
21 farklı ürün grubu aynı tasarım ekosisteminde
FDI İstanbul’un ticari boyutunu güçlendiren Designer-to-Business (D2B) Programı bu yıl genişletilecek. Ticaret Bakanlığı desteğiyle gerçekleştirilecek yabancı alım heyeti programı ise ABD, Almanya, İtalya, Azerbaycan, Bahreyn, Burkina Faso, Etiyopya, Fas, Fildişi Sahili, Gana, Güney Afrika, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Katar, Makedonya, Meksika, Nijerya, Pakistan, Senegal, Slovenya, Tunus ve Yunanistan’dan nitelikli uluslararası alıcıları Türk markalarıyla bir araya getirecek. Fuarda 21 farklı ürün grubu aynı tasarım ekosistemi içinde buluşacak.
“Üretimin yurtdışına taşınmasına yönelik eğilim söz konusu değil”
Mobilya sektöründe maliyet baskısı önemli bir konu olmakla birlikte, tekstilde olduğu gibi üretimin yurtdışına taşınmasına yönelik eğilim söz konusu olmadığını ifade eden Ahmet Güleç, “Firmalarımızın önceliği, Türkiye’deki güçlü üretim altyapısını koruyarak, verimlilik ve rekabetçiliği artırmak. Elbette küresel ölçekte yatırım alternatifleri değerlendirilebilir; ancak sektör genelinde üretimi Türkiye dışına taşıma yönünde bir tablo bulunmuyor” dedi.


