İplikte yeni rekabet: Sürdürülebilirlik

Başak Nur GÖKÇAM

Dünya genelinde sana­yi sektörleri rotasını yeşil ekonomiye çe­virirken, Türk tekstil ve ham maddeleri sektörü de bu dö­nüşümün en stratejik virajla­rından birini dönüyor. Güçlü endüstriyel altyapısı ve teda­rik zincirindeki esnekliğiyle küresel pazarda uzun yıllar­dır adından söz ettiren Tür­kiye, bugün üretim hacmini katma değerli ve çevre dostu ürünlerle taçlandırmak zo­runda.

Tekstil ve iplik sektö­rü genelinde Türkiye’de yıllık 3 milyon ton seviyesine yak­laşan devasa bir üretim kapa­sitesi bulunuyor. Bu kapasite, ülkeyi özellikle Avrupa paza­rının en büyük ve en güveni­lir üretim merkezlerinden biri haline getiriyor. Küresel pazarlardaki daralmalara ve değişen tüketici eğilimlerine rağmen, Türkiye’nin toplam iplik ihracatı 12 milyar dolar bandında seyrederek makro­ekonomik dengede kritik bir rol oynamaya devam ediyor.

Bu devasa ekosistemin içinde, tonaj olarak daha kü­çük ancak birim değer olarak oldukça yüksek getiri sağla­yan özel bir segment yükse­liş trendi gösteriyor: El örgü iplikleri. Türkiye’nin yıllık el örgü ipliği ihracat hacmi bu­gün 450-500 milyon dolar se­viyesinde konumlanıyor.

Bu niş alan, sadece bir hobi mal­zemesi üretimi olmaktan çı­kıp, sürdürülebilirlik kriter­lerinin en üst düzeyde aran­dığı, tasarım ve kalitenin fiyata yön verdiği gelişmiş bir alt sektöre dönüşmüş durum­da. Sektörün öncü oyuncula­rı, Avrupa’daki mevcut pa­zar hakimiyetlerini korurken gözlerini okyanus ötesine, ye­ni küresel dinamiklerin mer­kezine dikiyor.

Pazardaki rekabet gücümüz artıyor

Avrupa pazarında yakala­nan başarı grafiği, sektörel oyuncular için bir doygunluk noktası değil, aksine yeni pa­zarlar için bir sıçrama tahtası işlevi görüyor.

Bu güçlü eko­sistemin sürdürülebilir bü­yüme stratejileri üzerine de­ğerlendirmelerde bulunan Etrofil El Örgü İplikleri Yö­netim Kurulu Başkanı Toy­gun Batallı, “Ülkemiz el ör­gü ipliği alanında Avrupa’nın en güçlü oyuncularından bi­ri haline gelmiş durumda. Bu başarının temelinde ülkemi­zin güçlü tekstil altyapısı ve yüksek üretim kapasitesi yer alıyor. Biz de bu güçlü eko­sistemin önemli bir parçası­yız. Kalite, sürdürülebilirlik ve tasarım odaklı yaklaşımı­mız sayesinde Avrupa başta olmak üzere birçok pazarda rekabet gücümüzü artırıyo­ruz” dedi.

Kalıcı olmanın yolu yeşil sertifikasyondan geçiyor

Sektörün sürdürülebilirlik eksenli dönüşümü, özellikle kurumsal markaların tedarik zincirlerini tamamen şeffaf ve doğa dostu süreçlerle ya­pılandırmasını zorunlu kılı­yor.

Karbon ayak izinin azal­tılması, geri dönüştürülmüş ham maddelerin kullanımı ve su tasarrufu sağlayan boya­ma teknolojileri, artık birer tercih değil, küresel pazarda var olabilmenin ön koşulu ha­line geldi. Amerika gibi büyük ölçekli ve yüksek alım gücüne sahip pazarlarda kalıcı olma­nın yolu da tam olarak bu ye­şil sertifikasyondan ve marka algısından geçiyor.

Bu kapsamda Amerika pa­zarını değerlendiren Batal­lı, “Amerika pazarı, Türkiye açısından Avrupa’dan farklı olarak daha yüksek katma de­ğer, global ölçekte markalaş­ma ve önemli bir rekabet fır­satı sunuyor.

Bu pazarda fiyat rekabetinden ziyade kalite, hikâye, sürdürülebilirlik ve tasarım unsurları belirleyici oluyor. Dolayısıyla ticari kar­şılığı, daha düşük hacimlere karşılık daha yüksek birim fi­yat ve kârlılık anlamına geli­yor. Biz de Amerika pazarını, yeni bir konumlanma fırsatı olarak değerlendiriyoruz” di­ye konuştu.

Talep yapısı değişecek dönüşüm hızlanacak

2025–2026 dönemin­de el örgü ipliği sektöründe­ki en önemli kırılma nokta­sının, talep yapısının değiş­mesi ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün hızlan­ması olacağının altını çizen Batallı, “Artık pazar sadece fi­yat ve ürün çeşitliliğiyle de­ğil; şeffaflık, izlenebilirlik, sürdürülebilir içerik ve mar­ka hikâyesi ile şekilleniyor.

Özellikle Avrupa ve Ameri­ka pazarlarında, Yeşil Muta­bakat etkisiyle üreticilerin hem karbon ayak izi hem de ürün içerikleri açısından da­ha sıkı denetimlere tabi tu­tulacağını öngörüyoruz. Bu­na paralel olarak sektörde iki farklı yapı daha net ayrışacak: Bir tarafta yüksek hacim­li, maliyet odaklı üretim; di­ğer tarafta ise katma değerli, sürdürülebilir ve marka gücü yüksek ürünler. Biz konumu­muzu net şekilde ikinci seg­mentte güçlendirmeyi hedef­liyoruz” ifadelerini kullandı.

Kadının ev içi emeği girişimciliğe dönüştü

Dijital platformların ve e-ticaret kanallarının yaygınlaşması, geleneksel el örgüsü zanaatini ev içinden çıkararak küresel ölçekte bir mikro girişimcilik modeline dönüştürdü. Dijital platformlarla üretici kadınların sosyal medya ve e-ticaret üzerinden geniş pazarlara erişerek doğrudan gelir artışı sağlayabildiklerini belirten Etrofil El Örgü İplikleri Yönetim Kurulu Başkanı Toygun Batallı, “En önemli nokta, aracısız satış imkânı.

Kadınlar ürünlerini kendileri fiyatlandırıyor, müşteriyle doğrudan iletişim kuruyor ve kazanç haneye giriyor. Üretimle birlikte iplik, aksesuar, kargo gibi yan sektörler de hareketleniyor. Ev içi emek, dijitalleşmeyle kayıt dışı olmaktan çıkıp güçlü bir çarpan etkisi olan ekonomik girişimciliğe dönüşüyor” diye konuştu.

Yeşil mutabakat ve tekstilin geleceği

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kuralları ve döngüsel ekonomi eylem planı, tekstil sektörünü kökten değiştiriyor. 2030’a kadar AB pazarında satışa sunulacak tüm tekstil ürünlerinin uzun ömürlü, geri dönüştürülebilir ve mikroplastik salımı düşük malzemeler hedefleniyor. Bu, Türkiye gibi tedarikçi ülkelerin üretim hatlarını hızla sürdürülebilir enerji kaynaklarına ve izlenebilir ham maddelere kaydırmasını zorunlu kılıyor.

Related Posts

GTA 6 çıkmadan ortalığı karıştırdı: 1,5 milyon kişi işinden olacak

Milyonlarca oyuncunun merakla beklediği GTA 6, çıkış tarihi yaklaşırken ABD’de işverenleri de harekete geçirdi. Oyunun piyasaya sürüleceği gün çok sayıda çalışanın işe gitmeyebileceği belirtilirken, bazı şirketler şimdiden izin planlamalarını gözden geçirmeye başladı.

Okumaya devam et
Mardin Savur’dan Nobel’e uzanan yolculuğun başladığı ev artık müze

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Mardin’in Savur ilçesinde doğup büyüdüğü evin müze olarak açılışını gerçekleştirdi. Sancar’ın hayatını, bilimsel çalışmalarını ve başarılarını gelecek kuşaklara aktaracak müzenin açılışında konuşan Ersoy, “Bir ülkenin geleceği, gençlerinin hayal kurabilmesi ve bu hayalleri gerçekleştirebileceklerine inanmasıyla şekillenir.” dedi.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir