Yeşil ekonomide lokasyon paradoksu

Başak Nur GÖKÇAM

Küresel sürdürülebilirlik ajan­dasında ‘su riski’ dendiğinde uzun süre akla ilk gelen se­naryo yağışın azalması ve buhar­laşmanın artmasıydı. Finans kuru­luşları, sigorta şirketleri ve yatırım­cılar risk projeksiyonlarını büyük ölçüde bu varsayım üzerine kurdu. Ancak Avustralya’daki K’gari (Fra­ser Adası) üzerinde yapılan yeni bir araştırma bu yaklaşımı sorgulatan çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor ve literatüre ‘Lokasyon Paradoksu’ kavramını ekliyor.

Rüzgârın görünmeyen etkisi

Adelaide Üniversitesi’nden Doç. John Tibby ve ekibinin bulgularına göre bir bölgenin genel iklim veri­leri su bolluğuna işaret etse bile, o bölgedeki bazı ekosistemler kuru­yabiliyor. Göller, tarım alanları ya da su havzaları makro ölçekte olumlu görünen koşullara rağmen su kay­bı yaşayabiliyor. Araştırmanın kilit noktası ise rüzgârların yağışı taşıma biçimi.

Bilim insanları yaklaşık 7 bin 500 yıl önce bölgenin bugünkünden daha fazla yağış aldığı bir dönem­de K’gari’nin en derin göllerinin ku­ruduğunu ortaya koydu. CSIRO’dan Dr. Harald Hofmann’a göre rüzgâr yönündeki küçük bir değişim yo­ğun yağış kütlesini birkaç kilometre ötedeki başka bir adaya taşıyabili­yor. Böylece yüksek yağışa rağmen dünyanın en büyük kum adası su­suz kalabiliyor.

ESG raporları için yeni uyarı

Bu bulgular ESG raporlarında kul­lanılan su güvenliği göstergelerinin yeniden düşünülmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü yalnızca ortalama yağış verilerine bakmak gerçek riski yansıtmayabilir. Rüzgâr modellerin­deki değişimler turizm yatırımların­dan altyapı projelerine kadar birçok varlığın risk profilini etkileyebilir.

Doç. Tibby’ye göre gelecekte yağış artsa bile göllerin nasıl tepki verece­ği kesin değil. Bu belirsizlik yatırım­cılar için yüksek volatilite anlamına geliyor. K’gari’den çıkan ders ise açık: “Sürdürülebilirlik sadece yağmurun miktarıyla değil, onun doğru yerde kalmasını sağlayan atmosferik den­gelerle ilgili. Bu nedenle iklim adap­tasyonunda rüzgâr dinamikleri gi­derek kritik rol oynuyor.”

Ekosistem hizmetlerinde ‘sıfır toplamlı oyun’

K’gari ve Minjerribah örneği, iklim değişikliğinin kazananları ve kaybedenleri olduğunu gösteriyor. Bir bölge (Minjerribah) yağış rekorları kırarken, hemen yanındaki komşusu (K’gari) tarihsel bir kuraklıkla boğuşabiliyor. Bu durum, bölgesel kalkınma planlarında ‘havza bazlı’ yaklaşımın yetersiz kalabileceğini, daha mikro-iklim odaklı ve rüzgâr modellerini kapsayan yeni nesil bir planlamaya ihtiyaç olduğunu kanıtlıyor. Doğa temelli çözümler, rüzgârın yönünü hesaba katmadığında milyarlarca dolarlık yatırımın boşa gitme riski masada duruyor.

Lojistik hata risk doğurabılır

Bilim insanları, tortu katmanlarını birer ‘finansal geçmiş’ gibi inceliyor. Veriler, bolluk döneminde bile bazı varlıkların neden likidite krizi yaşadığını kanıtlıyor. ‘Rüzgâr koridoru’ etkisi, yağışı rotasından saptırarak milyarlarca metreküp suyun yanlış lokasyona gitmesine yol açıyor. Bu, modern tedarik zincirinde ‘yanlış adrese teslimat’ kadar riskli.

Related Posts

ABD-İran savaşı üre gübre fiyatını yüzde 50 artırdı

Körfez savaşı gübre fiyatının yükselmesine yol açtı. Savaştan önce 430 dolar olan üre gübrenin ton fiyatı 625 dolara çıktı. İç pazarda ise gübrenin ton fiyatı 21 bin liradan 30 bin liraya yükseldi. GÜİD Başkanı Gökhan Uzunoğlu, hammadde alımı yapılan pazarların çeşitlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Okumaya devam et
Atıktan 1,5 milyar TL tasarruf sağlanacak

Plastik çatal, bıçak, kaşık, yemek çubuğu, tabaklar, genleştirilmiş polistirenden (EPS-köpük) gıda kapları, içecek kapları ve içecek bardakları, plastik çubuklu kulak pamukları ve pipet gibi tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanılması yasaklanacak. Bu sayede yıllık 1,5 milyon ton karbondioksite eş değer karbon salımı engellenecek ve yaklaşık 1,5 milyar TL’lik atık yönetim maliyetinden tasarruf edilecek.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir