İkiz dönüşümün kilidi kadın girişimciliği ile açılacak

Hüseyin VATANSEVER

Seçme ve seçilme hakkı baş­ta olmak üzere kadınlar; eşit haklar ya da fırsat eşitliği ve özgürlük için her zaman mücade­le etmek zorunda kaldı. Hiçbir şe­yi kolaylıkla kazanmadıkları gibi oy hakkı savunucusu kadınlardan günümüzün dijital aktivistleri­ne kadar yaşanan dönüşümde her nesilden kadın, çeşitli alanlarda kendilerine layık görülen sınırla­rı zorladı ve engelleri aştı.

Alt edi­len her bir zorluğun sonrasında kadınlar, kazanımlarını sahiple­nerek geri adım atmayı her zaman reddetti. Onların mücadelesini tarif etmekte bu çerçeve yetersiz kalsa da küresel boyutta elde et­tikleri kazanımlar, aynı zamanda daha iyi çalışma şartlarının oluş­ması ve barış hareketlerinin hede­fine varması gibi insanlığı olumlu etkileyen ve özgürleştiren bir bo­yut taşıdı. Başka bir deyişle kadın hareketi, aydınlığı daha da belir­ginleştirdi.

Bu nedenle Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Dünya Kadınlar Günü olarak tanımlanan 8 Mart, gerek gelişmiş ülkelerde gerekse gelişmekte olan ülkelerde her yıl umutla kutlanıyor. Bu an­lamlı gün, kadınların insan hakları temelinde sağladıkları katkılar ile birlikte oluşturdukları siyasal ve sosyal bilinç sayesinde toplumla­rın gelişimindeki rolünü gündeme taşıyor. Ayrıca kadınların yaşa­dıkları sorunlar ve çözüm önerile­ri daha geniş kitlelere ulaştırılıyor.

Finansman, pazar erişimi ve eğitim desteği şart

Uluslararası araştırmalar, ka­dınların eşit temsilinin milli gelir üzerinde doğrudan pozitif etki­si olduğunu ortaya koyuyor. Mc­Kinsey&Company tarafından paylaşılan analize göre kadınla­rın erkeklerle eşit fırsatlara sahip olduğu senaryoda 2030 yılına ka­dar küresel ekonomiye 13 trilyon dolar ek katkı sağlamaları müm­kün. Bu öngörü aynı zamanda ka­dın emeği ve liderliğinin yalnızca niceliksel değil, niteliksel büyü­menin de anahtarı olarak öne çık­tığı şeklinde yorumlanmakta. Ya­ni kadılar ekonomi ya da iş dün­yasında kota açılmasını bekleyen veya desteklenmesi, teşvik edil­mesi gereken kişiler değil; bizzat oyunu kuran, yöneten ve sistem geliştiren ana oyuncular arasına katılması bir zorunluluk.

Oyu­nun kurallarının değiştiğinin far­kına vararak; adil olanın yanı sıra çok daha çevik, sezgisel ve sarsıl­maz bir ekonomi için kadınların ruhunu kattığı girişimlerin des­teklenmesi elzem. Çünkü kadın girişimcilerin sadece istihdam oluşturmakla kalmadığı, dokun­duğu her iş modelini bir kaldıraç etkisiyle toplumsal dönüşüme çevirdiği göz ardı edilemez. Bu perspektiften bakıldığında sür­dürülebilir büyüme hedefleri bu­lunan Türkiye’de kadınların iş gücüne daha yüksek oranlarda ve daha güçlü pozisyonlarda katılı­mı kritik önem taşıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Ocak 2026 itibarıyla 31 milyon 953 bin kişi istihdam ediliyor. Bu dönem­de işgücüne katılma oranı ise er­keklerde yüzde 70 olarak belir­tilirken, bu oran kadınlarda yüz­de 34,7 şeklinde kayıtlara geçti. Türkiye’de kadınların işgücüne ve istihdama katılımı son yıllar­da anlamlı bir artış gösterse de bölgesel, yapısal ve toplumsal en­geller kadınları hala sınırlandırı­yor.

Aynı şekilde kadın girişim­ciliğinde de artış eğilimi görülü­yor. Finansman, pazar erişimi ve eğitim gibi destek unsurlarının artırılması kadın girişimciliğinin gelişiminde önemini korumayı sürdürüyor. Türkiye Kadın Gi­rişimciler Derneği (KAGİDER) tarafından yayımlanan Türkiye Kadın Girişimciliği İzleme Rapo­runa göre 2019 yılında kadın giri­şimciler arasında kredi kullanma oranı yüzde 45 iken, 2025 itiba­rıyla bu oran yüzde 86’ya yüksel­di. BDDK verilerine göre kadın girişimcilerin yaklaşık yüzde 80’i bankalardan kredi kullanıyor.

Kadın girişimcilerin yatırımları 5 kat sosyal fayda üretiyor

KAGİDER’in bir başka çalış­ması olan 2020–2025 Sosyal Et­ki Raporu, kadın girişimciliğini yalnızca finansmanla sınırlama­yan ekosistem temelli ve çok bo­yutlu destek anlayışının somut sonuçlarını gösteriyor. Yatırı­mın Sosyal Getirisi (SROI) yön­temiyle hazırlanan araştırmaya göre kadın girişimcilerin projele­rine yapılan her 1 TL’lik yatırım, 4,80 TL değerinde sosyal fayda üretiyor. Ancak yalnızca krediye erişim değil; finansmanın kadın girişimcinin iş modeline, sektö­rüne ve büyüme potansiyeline uygun biçimde tasarlanması da önem taşıyor. Kaynağa erişim ka­dar, o kaynağın doğru zamanda ve doğru araçlarla sunulması da be­lirleyici oluyor.

“Eşitliği doğal standart haline getireceğiz”

KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, Türkiye’de kadınların ekonomik hayattaki varlığının daha görünür, güçlü ve dönüştürücü nitelik kazandığını söyledi. Kadınların katılımını makroekonomik büyümenin, rekabet gücünün ve kurumsal dayanıklılığın temel unsurları arasında gösteren Bezircioğlu, “Kadın girişimciliği yalnızca bireysel başarı hikâyeleriyle değil; ekonomik büyüme, toplumsal kalkınma ve kurumsal dönüşüm perspektifiyle ele alınan stratejik bir alan olarak değerlendiriliyor. Ancak bu ivmenin sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yapıya dönüşmesi için ekosistemin bütüncül biçimde güçlendirilmesi gerekiyor” dedi.

Kadınların eşit fırsatlara eriştiği ve karar mekanizmalarına güçlü biçimde katıldığı bir ekonomiyi Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma stratejisinin temeli olduğunu belirten Bezircioğlu, “Eşitliği iş dünyasının doğal standardı haline getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz” ifadesini kullandı.

Related Posts

Sanayide kadın iş gücü artık veri ve uzmanlıkla yükseliyor

Gelecek, kadınlar için da­ha aydınlık olabilir. Sa­nayinin dijitalleşen yüzü ka­dınların daha fazla ve baskın rollere gelmesini sağlayabi­lir. Hatta bu dijital dönüşüm cam tavanları kıracak bir araç da olabilir.

Okumaya devam et
Kapsayıcı büyümenin odağında üretim gücü var

 Günümüzde dünyada; sürdürülebilir kalkınma, kapsayıcı büyüme ve yenilikçi ekonomi kavramları konuşuluyorsa; bunun merkezinde kadınların üretim gücü, liderliği ve girişimci kimliği yer alıyor. GİŞKAD olarak biz, kadın girişimciliğini bir sosyal destek alanı değil; stratejik bir kalkınma politikası olarak görüyoruz.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir