ABD’nin en köklü hukuk şirketlerinden Weil, Gotshal & Manges, 95 yıllık faaliyetini sonlandırmaya hazırlanıyor. New York merkezli şirketin yönetim komitesi, ortaklarına faaliyetlerin kontrollü biçimde tasfiye edilmesini önerdi. 2025 yılında yaklaşık 2,1 milyar dolar gelir elde eden ve dünyanın önde gelen şirketlerine hukuki danışmanlık sağlayan kuruluşun bu noktaya gelmesi, küresel hukuk sektöründe büyük yankı uyandırdı.
1931 yılında kurulan Weil’in dünya genelinde 16 ofisi, yaklaşık 1.200 avukatı ve diğer personelle birlikte 2 bine yakın çalışanı bulunuyor. Şirketin kapanma önerisinin arkasında mali gelirlerin tamamen tükenmesinden çok, önemli ortakların rakip kuruluşlara geçmesi, yönetimdeki belirsizlikler ve başarısızlıkla sonuçlanan birleşme görüşmeleri yer alıyor. Nihai kararın ortaklar tarafından yapılacak oylamayla verilmesi bekleniyor.
Milyarlarca dolar gelir elde eden şirket neden dağılıyor?
Weil, Gotshal & Manges, ABD’nin büyük şirket birleşmeleri, özel sermaye yatırımları ve kurumsal yeniden yapılandırma işlemlerinde uzun yıllar önemli bir konuma sahipti. Şirket, 2025 yılında yaklaşık 2 milyar 77 milyon dolar gelir elde etti. Buna rağmen son yıllarda büyüyen rakiplerinin gerisinde kalması ve yüksek gelir sağlayan ortaklarını kaybetmesi, faaliyetlerini sürdürmesini zorlaştırdı.
Hukuk şirketlerinin iş modeli, büyük ölçüde müşterileriyle güçlü ilişkiler kuran deneyimli ortaklara dayanıyor. Bu ortakların rakip kuruluşlara geçmesi yalnızca personel kaybı anlamına gelmiyor; yönettikleri dava dosyalarının, şirket birleşmelerinin ve danışmanlık işlerinin de başka kuruluşlara taşınması riskini oluşturuyor. Weil’de yaşanan ayrılıklar, kalan ortaklar arasında geleceğe yönelik belirsizliği artırarak yeni ayrılıkları hızlandırdı.
Şirketin küresel birleşme ve satın alma danışmanlığındaki konumu da son yıllarda gerilemişti. 2022’de dünya genelindeki işlem danışmanları arasında dokuzuncu sırada bulunan Weil, 2025 yılında ilk 25’in dışında kaldı. Böylece gelir büyüklüğü yüksek görünmesine rağmen şirketin rekabet gücündeki zayıflama giderek daha belirgin hale geldi.
Kilit isimler ayrıldı, birleşme görüşmeleri sonuçsuz kaldı

Şirketteki çözülme, 2026 boyunca üst düzey ortakların rakip hukuk kuruluşlarına geçmesiyle hızlandı. Özellikle özel sermaye işlemleri ve şirket satın almaları alanlarında önemli müşterileri yöneten avukatların ayrılması, Weil’in geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırdı. Yıl başından bu yana ayrılan veya ayrılacağını duyuran ortakların sayısının 60’a yaklaştığı bildirildi.
Krizin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, şirket birleşmeleri alanındaki önemli isimlerden Michael Aiello’nun eylül ayında Cravath, Swaine & Moore’a geçeceğini açıklaması oldu. Aynı dönemde başka ortakların da farklı hukuk şirketleriyle görüşmelere başlaması, Weil’in önemli ekiplerini bir arada tutmasını zorlaştırdı.
Yönetimdeki değişim süreci de belirsizliği büyüttü. Uzun yıllardır şirketin yönetiminde bulunan Barry Wolf’un görevini devretmesi planlanırken yerine geçmesi beklenen Ramona Nee’nin bu görevi üstlenmekten vazgeçmesi yeni bir krize yol açtı. Şirketin başka bir büyük hukuk kuruluşu olan Willkie Farr & Gallagher ile yürüttüğü birleşme görüşmeleri de anlaşmayla sonuçlanmadı.
Bu gelişmelerin ardından yönetim komitesi, 28 Ekim’de ortaklarına faaliyetlerin kontrollü şekilde sona erdirilmesini tavsiye etti. Açıklanan plan, şirketin kapandığı anlamına gelmiyor. Nihai kararın alınması ve tasfiye işlemlerinin tamamlanması için birden fazla aşamadan geçilmesi gerekiyor.
Lehman Brothers ve General Motors’un krizlerini yönetmişti
Weil’in kapanma noktasına gelmesi, şirketin geçmişte üstlendiği büyük yeniden yapılandırma işlemleri nedeniyle ayrıca dikkat çekiyor. Kuruluş, 2008 küresel finans krizinin simgelerinden Lehman Brothers’ın iflas sürecinde önemli roller üstlendi. General Motors’un yeniden yapılandırılması ve Enron gibi büyük şirketlere ilişkin hukuki süreçler de Weil’in faaliyet geçmişinde yer alıyor.
Şirketin iflas ve yeniden yapılandırma alanındaki uzmanlığı, ABD’de büyük kurumsal krizlerin yönetilmesinde önemli bir konum edinmesini sağlamıştı. Harvey Miller liderliğinde gelişen bu faaliyet alanı, Weil’i yıllarca dünyanın en çok tanınan hukuk kuruluşlarından biri haline getirdi. Ancak rakip şirketlerin deneyimli avukatları yüksek ücretlerle bünyelerine katması ve özel sermaye işlemlerinde rekabetin artması, şirketin geleneksel üstünlüğünü zayıflattı.
Weil’in mevcut ve geçmiş dönem müşterileri arasında Apple, Goldman Sachs ve Dow Chemical gibi büyük kuruluşlar da bulunuyor. Bu nedenle olası tasfiye süreci yalnızca şirket çalışanlarını değil, devam eden büyük davaları ve ticari işlemleri de ilgilendiriyor. Müşterilerin hukuki temsilinin kesintiye uğramaması ve dosyaların uygun biçimde devredilmesi, önümüzdeki dönemin en önemli konularından biri olacak.
2 bin çalışanın geleceği belirsiz: Tasfiye aylar sürebilir

Weil’in kontrollü kapanma planı, dünya genelindeki yaklaşık 2 bin çalışanı açısından belirsizlik yarattı. Şirketin yaklaşık 1.200 avukatının yanı sıra idari ve destek birimlerinde çalışan yüzlerce kişinin de yeni iş arayışına girmesi bekleniyor. Özellikle Londra ofisindeki deneyimli hukuk ekipleri, rakip şirketlerin işe alım girişimlerinin odağına yerleşti.
Güncel gelişmeler kapsamında Gibson Dunn’ın Weil’in Londra’daki özel yatırım fonları ekibinden 40’tan fazla avukatı bünyesine katmaya hazırlandığı bildirildi. Bu geçişin yaklaşık 10 ortağı kapsaması bekleniyor. Başka kuruluşların da Weil’den ayrılacak deneyimli avukatları ve ekipleri bünyelerine katmak için harekete geçmesi, hukuk sektöründe önemli bir personel hareketliliğine yol açabilir.
Şirket yönetiminin çalışanlarına yaptığı bilgilendirmede, maaş ve yan hak ödemelerinin 90 gün boyunca sürdürüleceği ve yıl sonunda belirli koşullarla prim ödemelerinin yapılacağı belirtildi. Bununla birlikte uzun vadeli iş güvencesi, ortakların mali hakları, ofis kiraları ve diğer yükümlülüklerin nasıl karşılanacağı henüz kesinleşmedi.
Weil’in faaliyetlerini mahkeme dışında, kontrollü biçimde sonlandırması planlanıyor. Şirket bu süreçte yeniden yapılandırma danışmanlığı için AlixPartners ile çalışıyor. Yükümlülüklerini karşılayabilecek mali gücü koruması halinde mahkeme gözetiminde iflas başvurusu yapılması zorunlu olmayabilir.
Nihai tasfiye kararının ortaklar tarafından onaylanması halinde işlemlerin aylar boyunca devam etmesi bekleniyor. Yıllık milyarlarca dolar gelir sağlayan köklü bir kuruluşun, kilit çalışanlarını kaybetmesi nedeniyle faaliyetlerini sürdüremez hale gelmesi, özellikle insan kaynağına dayanan büyük şirketlerin karşı karşıya bulunduğu riskleri yeniden gündeme taşıyor.


