Deniz suyu ısındıkça yağış şiddeti artıyor

İstanbul’a 13-15 Ekim ara­sında, metrekareye 48 sa­atte düşen ortalama yağış miktarı 119,2 kilogramla, ey­lül ve ekim aylarının ortalama yağışlarının toplamını aştı.

Hükümetlerarası İklim De­ğişikliği Paneli (IPCC) değer­lendirmelerine göre, 1950’ler­den bu yana karaların büyük bölümünde sıcak hava olayla­rı daha sık ve şiddetli hale ge­liyor. Kara alanlarının çoğun­da kuvvetli yağışların sıklığı ve şiddeti de artıyor.

Türkiye’deki araştırmalar da bu değişimleri doğruluyor. Prof. Dr. Murat Türkeş ve eki­binin, 80 meteoroloji istas­yonunun 1950-2023 dönemi günlük yağış kayıtlarını ince­lediği çalışmada aşırı yağışlı gün sayısında istasyonların yüzde 7,5’inde, aşırı yağışların büyüklüğünde yüzde 12,5’in­de, yıllık toplam yağış içindeki payında ise yüzde 18,8’inde is­tatistiksel olarak anlamlı artış görülüyor.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Boğaziçi Üniversite­si İklim Değişikliği ve Politi­kaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üye­si Prof. Dr. Murat Türkeş, in­san faaliyetleri sonucu atmos­fere salınan karbondioksit ve metan gibi sera gazlarının yer­yüzünden uzaya yayılan ısının daha fazla tutulmasına neden olduğunu, bu durumun atmos­feri, karaları ve denizleri ısıta­rak su döngüsünü değiştirdi­ğini söyledi.

Yağış her yerde aynı oranda artmayacak

Sıcaklık yükseldikçe hava­nın taşıyabileceği su buharı miktarının her 1 derece için yaklaşık yüzde 7 arttığını be­lirten Türkeş, “Yeterli su ve enerji bulunduğunda buhar­laşma da artabiliyor. Ancak nemin yağışa dönüşmesi için havanın yükselip soğuması gerekiyor. Cephe sistemleri, alçak basınç merkezleri ve­ya güçlü yükselici hava hare­ketleri bu süreci başlatabili­yor. Nem bakımından zengin hava yükseldiğinde kısa süre­de daha fazla yağış bırakabili­yor. Bu, her yerde yıllık yağışın yüzde 7 artacağı anlamına gel­miyor” dedi.

Türkeş, IPCC değerlendir­melerine göre sanayi önce­si dönemde ortalama 10 yıl­da bir görülen kuvvetli günlük yağışın, küresel ısınmanın 2 dereceye ulaşması halinde ka­ralarda yaklaşık 1,7 kat, 4 de­receye ulaşması halinde ise 2,7 kat daha sık gerçekleşebi­leceği öngörüsünü paylaştı.

Açığa çıkan enerji fırtınayı güçlendirebilir

Denizlerin ısınmasının, özellikle denizden nem alan kıyı bölgelerinde kuvvetli ya­ğışları artırabileceğine işaret eden Türkeş, “Ancak yağışlar­da deniz sıcaklığının mı yok­sa hava sıcaklığının mı daha etkili olduğu, nem miktarına, rüzgara ve atmosfer koşulları­na bağlıdır. Sıcak denizler ha­vaya daha fazla su buharı ve enerji aktarır. Nemli hava, so­ğuk hava kütleleriyle karşılaş­tığında yükselir. Su buharının yoğunlaşmasıyla açığa çıkan enerji de fırtınanın güçlen­mesine neden olabilir” diye konuştu. Akdeniz, Ege, Mar­mara ve Karadeniz çevresin­deki yağışların bu etkileşimle değerlendirilmesi gerektiği­ni vurgulayan Türkeş, sonba­harda denizler yazdan kalan sıcaklığını korurken yüksek atmosferin soğumasının kuv­vetli yağışlar için elverişli ko­şullar oluşturabildiğinden bahsetti.

Türkeş, “Sıcak deniz tek ba­şına sel oluşturmaz. Nemi ta­şıyan rüzgarlar, havanın yük­selmesi ve yağış sisteminin bir yerde kalma süresi belir­leyicidir. Kıyılarda deniz sevi­yesinin yükselmesi ve fırtına kabarması da etkili olduğun­da yağmur ve akarsu sularının denize boşalması zorlaşabi­lir” diye konuştu.

Bir günlük yağış aylık ortalamaya ulaşabiliyor

Kısa sürede bir aylık orta­lama yağışa eşdeğer miktarda su düşebildiğinden, doğanın her aya ayırdığı sabit bir yağış kotası bulunmadığından bah­seden Türkeş, “Bir yerin ekim ayı ortalaması 80 milimet­reyse bir günde 80 milimetre yağış ölçülmesi, aylık ortala­maya eşdeğer suyun bir gün­de düştüğünü gösterir. Kent açısından belirleyici olan, toplam su miktarının yanın­da düşme hızıdır. Birkaç haf­taya yayılan yağışla birkaç sa­atte düşen aynı miktar, aynı sonucu doğurmaz. Yağışın hı­zı toprağın suyu içine alma ve altyapının taşıma kapasite­sini aştığında su yüzeyde bi­rikir. Beton ve asfalt bu süre­ci hızlandırır, daraltılmış ve­ya kapatılmış dereler, taşkın yataklarındaki yapılaşma ve yetersiz drenaj da zararı bü­yütür. İstanbul’da yağışı kar­şılayacak doğal alanlarını ve su yollarını büyük ölçüde kay­bettik. Yağışın afete dönüş­mesinde bu kararların payını görmeliyiz” değerlendirme­sinde bulundu.

Türkiye’de sıcak hava dalgaları ve aşırı yağışlar değişiyor

Aşırı yağışların değerlendirilmesinde yalnızca olay sayısına bakılmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Murat Türkeş, bazı bölgelerde yağışlı gün sayısı artmasa bile aşırı yağış günlerinde düşen su miktarının ve bu yağışların yıllık toplam içindeki payının artabileceğini belirtti. Türkiye’de iklim değişikliğinin etkilerinin bölgeye, mevsime ve sera gazı salım senaryosuna göre farklılaşacağını kaydeden Türkeş, altyapının geçmiş dönem ortalamalarına göre tasarlanmasının gelecekteki tehlikelerin eksik hesaplanmasına yol açabileceğini, sera gazı salımlarının azaltılmasının ise risk artışını sınırlandırabileceğini dile getirdi.

Bütüncül yönetim önemli

Afet risklerini azaltmak için havzaların, doğal akarsu yataklarının ve sulak alanların korunması, taşkın riski yüksek bölgelerde yapılaşmanın önlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Murat Türkeş, “Yağmur suyunun bütüncül yönetilmesi, altyapının güncel iklim koşullarına göre düzenlenmesi ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi önemli. Şiddetli yağış tehlikesini bütünüyle ortadan kaldıramayız ancak doğru arazi kullanımı, güçlü kamusal hizmetler ve bilimsel planlamayla can kayıplarını ve zararları önemli ölçüde azaltabiliriz” diye konuştu.

Related Posts

Avrupa’da voltaj yüksek, Türkiye’de düşük

Bu yılın 9 aylık döneminde Avrupa’da yüzde 100 elektrikli otomobillerin payı yüzde 22,7’ye yükseldi. ACEA verilerine göre, satışlar ilk dokuz ayda yüzde 48,5 arttı. Türkiye’de ise elektrikli otomobillerin payı yüzde 19,3’e çıktı ama satış oranı yüzde 9,5 seviyesine düştü.

Okumaya devam et
Audi’nin en büyük SUV’ları burada üretilecek: 4 bin 500 kişiye iş imkânı

Audi, ABD’deki ilk montaj fabrikası için Georgia’da 4 milyar dolarlık yatırım planlıyor. Üst segment SUV modellerinin üretileceği tesisin yaklaşık 4 bin 500 kişiye istihdam sağlaması bekleniyor. Trump’ın ara seçimler öncesinde duyurduğu proje, gümrük tarifelerinin otomotiv sektörüne etkisini yeniden gündeme taşıdı. İnşaatın gelecek yıl, üretimin ise 2030’lu yılların başında başlaması öngörülüyor.

Okumaya devam et

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir