Başak Nur GÖKÇAM
Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, küresel ticaretin yeni pasaportu haline geldi. Türkiye’nin ambalaj devlerinden oluklu mukavva sektörü de, 2025 yılını ekonomik dengelerini koruyarak kapatırken, sınırda karbon düzenlemeleri ve küresel regülasyonların baskısıyla yeşil dönüşüm süreçlerini operasyonel bir zorunluluk olarak ajandasına taşıdı. 2,5 milyon tonluk üretim hacminin arkasında yatan asıl gücün ise bu malzemenin doğa ile olan kusursuz uyumu olarak ifade ediliyor. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı’na hazırlandığı bu kritik dönemde, oluklu mukavva sektörü hem sanayinin karbon yükünü hafifletiyor hem de döngüsel ekonominin çarklarını döndürmeye hazırlanıyor.
Sektördeki dönüşüm ve hedeflere ilişkin konuşan Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği (OMÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Arslan, “Kâğıt artık bir emtia, hatta altın değerinde” sözleriyle, aslında hammaddeye bakış açısındaki radikal değişimi özetliyor. Sektör, 5 milyar metrekarelik sevkiyatıyla ekonomiyi paketlerken, bu paketlerin her birinin 15-20 kez yeniden hayata dönebilme kabiliyeti, kaynak verimliliği açısından paha biçilemez bir veri sunuyor. Avrupa’nın 5’inci büyük pazarı olan Türkiye, bu ölçek ekonomisini yeşil enerji yatırımlarıyla birleştirerek, ihracatta karbon vergisi gibi bariyerleri aşmayı hedefliyor.
Atık değil, stratejik kaynak
Yeşil ekonominin en zayıf halkası olan toplama süreçleri, sektörün 2026 vizyonunda öncelikli sırada yer alıyor. Mevcut durumda kâğıt bazlı ambalajların yüzde 70’i geri toplanabiliyor olsa da, Arslan’ın vurguladığı ‘kaynağında ayrıştırma’ disiplini, bu oranı çok daha yukarı taşıyabilir. Bir ambalajın sadece üretilmesi değil, sistem içinde kalması sürdürülebilirliğin anahtarıdır. Sektörün 8 bin 500 kişilik doğrudan istihdamı, aslında yeşil yakalı bir iş gücü dönüşümünün de habercisi. 2026 için öngörülen yüzde 3-5 oranındaki büyüme, sadece hacimsel bir artışı değil, aynı zamanda daha az hammadde ile daha dayanıklı çözümler sunan inovatif bir genişlemeyi temsil ediyor.
Plastikten kâğıda
Öte yandan AB’nin tek kullanımlık plastiklere yönelik sertleşen regülasyonları da, oluklu mukavvayı doğal bir alternatif haline getirdi. Sektör, sadece çevreci olduğu için değil, Ar-Ge gücüyle dayanıklılık testlerinden başarıyla geçtiği için tercih ediliyor. Sürdürülebilirliğin evde başladığı gerçeğinden yola çıkarak, sektörün toplumsal farkındalık projeleriyle geri dönüşümü kültür haline getirme çabası, Türkiye’nin döngüsel ekonomi yolculuğunda stratejik bir kilometretaşı oluşturuyor.
“Oluklu mukavva bir çöp değil, ekonomik değeri olan bir kaynak” diyen Arslan “Oluklu mukavva doğa dostu özellikleri sayesinde, kaynağında doğru ayrıştırılırsa verim %100’e yaklaşır. Bizim hedefimiz sadece üretmek değil, değerli liflerin ekonomide kalmasını sağlamak” ifadelerinde bulundu.
Oluklu mukavva sektöründe yeşil dönüşümün karnesi
Sektörün sürdürülebilirlik performansı, sadece geri dönüşüm oranlarıyla değil, üretim sürecindeki çevresel ayak iziyle de ölçülüyor. İşte öne çıkan stratejik veriler:
Karbon tasarrufu
Kâğıt bazlı ambalaj çözümleri, fosil yakıt bazlı alternatiflerine oranla karbon salımında yüzde 60’a varan bir avantaj sağlıyor.
Yeşil dönüş
Hayata geçen her 10 yeni yatırımdan 6’sı, karbon nötr hedefleri doğrultusunda kendi enerjisini güneş ve rüzgardan karşılamaya odaklanıyor.
Verimli hammadde
Ar-Ge çalışmaları sayesinde ‘hafifletme’ teknikleriyle, aynı mukavemet gücü yüzde 15 daha az hammadde kullanılarak elde edilebiliyor.
İsrafla mücadelede stratejik kalkan
Sürdürülebilirlik sadece geri dönüştürmek değil, aynı zamanda mevcut kaynağı korumaktır. Oluklu mukavva tasarımları da, tedarik zincirindeki kayıpları minimize ederek ekonomiye dolaylı katkı sağlıyor:
1-Lojistikte fire devrimi: Doğru tasarlanmış ve ürünle tam uyumlu oluklu mukavva ambalajlar, gıda lojistiği sırasında yaşanan fire oranlarını yüzde 20 seviyelerinden yüzde 5’in altına indiriyor.
2-Raf ömrü ve hijyen: Tek kullanımlık oluklu mukavva ambalajlar, çapraz kontaminasyon riskini sıfırlayarak ürünlerin tazeliğini daha uzun süre korumasını sağlıyor.
3-Döngüsel tasarım: Tasarım aşamasında ‘geri dönüşüm için tasarım’ (design for recycling) prensibiyle hazırlanan kutuların yüzde 100’ü ekonomik bir değere dönüşebiliyor.


